YARINA ELVEDA – 10. KISIM

Acıların da bir sonu vardır mutlaka. Elbet güzel günleri göreceğiz.  Ömrümüz umut etmekle geçiyor.

Acılarla dolu günü geride bıraktıktan sonra uyudular. Yarın yeni bir gündü, yeni gün yeni umutlar demekti. Ahmet ameliyat olmaya karar vermişti. Bunu sevdiği kadın için yapacaktı. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Elif’te tatlı bir telaş söz konusuydu Ahmet’i uyandırarak ”Hadi tatlı uykucu kalk ve hazırlan.” dedi. Ahmet’in yüzünde belli belirsiz bir tebessüm. Olabilecekleri düşünüyor umutla hareket ediyordu. Hazırlanmaları çok uzun sürmedi. Elif, Ahmet’e baktı ”Bugün kahvaltıyı dışarıda yapalım vakit kaybetmeyelim.” dedi. Ahmet, Elif’in bu tatlı telaşını yüzündeki tebessümle karşılayıp her dediğini sorgulamadan kabul ediyor ve onu mutlu etmek için uğraşıyordu. Kısa sürede evden çıkan ikili zorluklarla binadan aşağıya indiler. Bu Ahmet’in zorluklarla olan son mücadelesi miydi? Ahmet evine yürüyerek mi dönecekti yoksa? Bütün bu soruların cevabı için Ahmet’in biraz daha beklemesi gerekiyordu. Elif taksi çağırdı hastaneye daha rahat ve daha hızlı ulaşmakla meşguldü. Hüzünler yerine mutluluğa bırakıyor gibiydi. Ancak Elif’in aklında kalan ve Ahmet’in henüz anlatmadığı bir olay daha vardı. Ahmet’i vuran kimdi? Ahmet neden vuran adamdan şikâyetçi olmamıştı? Bütün bu soruların cevaplarını mutlaka Ahmet’ten öğrenecekti. Hastaneye yolculuk beklenenden de kısa sürdü. Kendini hastanenin kapısında bulan Ahmet ve Elif’in yüzünde bir tebessüm vardı. Elif sevdiği adamın arkasından tekerlekli sandalyesini son kez tutacağını umut ederek hastaneye doğru yürümeye başladı. Ahmet’in yüreğinde daha önce yaşamadığı bir heyecan ve korku hâkimdi. Hastanenin kapısından içeri girmek ona yaşananları hatırlatsa da o bunları hemen kafasından atarak onun hayatını kurtaran doktorun odasına doğru yöneldi. Doktorun kapısına vardıklarında doktorun asistanı şaşkın bakışlarıyla onları karşıladı. Bu şaşkınlık kısa bir süre sonra yerini gülümsemeye bıraktı. Kadın yerinden kalktı Ahmet’in yanına doğru yürüdü ve yüzünde sıcak bir tebessümle elini uzattı. Kadının bu davranışı şaşılacak bir şey değildi aslında. Hastaneye ilk geldiği günden beri Ahmet’le ilgilenen herkes onu çok sevmiş ve ameliyat olması için onu ikna etmeye çalışmıştı. Ama Ahmet bütün bu ısrarları, ikna çabalarını geri çevirmiş kendini tekerlekli sandalyeye mahkûm etmişti. Asistan doktorun ameliyatta olduğunu çıkınca haber vereceğini söyledi. Ahmet ve Elif bir köşeye oturup, tedirgin bir şekilde doktoru beklemeye başladılar. Elif’in yüzünde bir korku, bir endişeyle beklerken Ahmet kafasını öne eğmiş kendini tamamen düşüncelere bırakmıştı. O an hastanede kendisinden başka kimse yokmuş gibi düşündü. Bütün her şey bir rüyaymış gibi. Kendini köyünde düşündü. Çayırların arasında koşuyor, tavukları kovalıyordu. Çok sevdiği meyveleri toplamak için ağaçlara tırmanıyor, dikenleri bedeninde hissediyordu. Bütün bunların arasında ezilip kalmış, ailesini kaybetmiş ve  memleketinden çok uzaklardaydı.

Koridorda tok bir ses yankılandı aniden;

-Ahmet Bey

Ses gittikçe yakınlaşıyordu. Ahmet aniden gelen sesin etkisiyle uykusundan uyanmış gibi kafasını yerden kaldırdı ve sesin geldiği yöne bakınca Doktor Cengiz’i gördü. Cengiz doktor alanında oldukça başarılı bir doktordu.  Ahmet hastanede kaldığı sürece onu tedavi için ikna etmeye çalıştı. Bazı geceler onunla sabahladı ama yine de Ahmet’i inadından vazgeçiremedi ve en sonunda pes ederek onu hastaneden taburcu etti. Doktor Cengiz, Ahmet’in neden geldiğini biliyor ve yüzündeki gülücüklere engel olmak için uğraşmıyor aksine Ahmet’e bakarak daha fazla gülücük atıyordu. Doktor Cengiz, Ahmet’in yanına varır varmaz nefes bile almadan yüzündeki tebessümle birlikte ”İnatçı adam sonunda seni buraya getirebildi” dedi ve yanında duran Elif’e mutlu gözlerle selam verdi. Sözlerine devam eden Doktor, ‘’Hadi odaya geçelim, ameliyatın detaylarını bir an önce konuşalım ve seni ayağa kaldıralım olur mu.” dedi ve arkasını dönerek odasına doğru yürüdü. Doktor arkasından Ahmet, Elif ve yardımcı kadında odaya doğru yöneldi.  Ahmet bu odaya yabancı değildi. Aylarca kaldığı bu hastanenin bazı odalarını ezberlemişti. Masalar, koltuklar ve diğerleri onun birer parçası gibiydi bir zamanlar. Doktor Cengiz lafı uzatmadan konuya girdi, ”Ahmet neden buradasın hepimiz biliyoruz. Aslında hepimiz için geç alınmış karar. Senin inadını bir türlü kıramadık. Eğer sen o zaman kabul etseydin şimdi ayakta olacaktın. Ama olsun geldin artık bütün amacım seni ayağa kaldırmak olacak bundan emin olabilirsin.” dedi. Ahmet sanki boğazında bir düğüm varmış gibi yavaş ve ince bir ses tonuyla ”Haklısın doktor, korktum. Hayatım boyunca her şeyden korktum. Çok acılar yaşadım. Çok acılara şahit oldum. Sevdiğim kadının yalnız kalmasını istemedim. Ameliyat riskliydi, hala da riskli biliyorum. Ama sevdiğim kadına daha fazla acı veremem. Doktor ya ben o masadan ayağa kalkacağım ya da hiç kalkmayacağım. Bunun için geldim. Artık bundan kaçamam.” dedi ve sözlerine Elif’in gözlerinin içine bakarak sürdürdü ”Seni seviyorum. Senin için buradayım. Senin için ayağa kalkacağım sevdiğim.” Doktor bu konuşmalardan sonra yardımcısına döndü ”Ahmet’i en kısa zamanda ameliyat masasında istiyorum. Bütün gerekli testler bir an önce yapılsın.” dedi. Asistan kafasıyla doktor beyi onaylayarak gerekli notları aldığını söyledi. Çok kısa bir sürede hastanenin en sakin katlarının birinde Ahmet’e oda hazırlandı.  Odaya yerleşen Ahmet ve Elif doktordan gelecek ameliyat gününü bekliyor ve kendi aralarında yarım kalan konuşmayı tamamlamaya çalışıyorlardı. Elif, Ahmet’in gözlerinin içine bakarak aklında kalan o iki soruyu sordu. Ahmet artık içinde sır kalan vurulma olayını da anlatacak ve öyle ameliyata girecekti.

Ahmet ”Canım sevdiğim ameliyattan önce bütün bunların cevabını öğreneceksin sana söz veriyorum dedi. Hastaneye yerleştikten bir gün sonra asistan yanlarına geldi.”  İki gün sonra sizi ameliyata alacağız Ahmet Bey.” dedi. Ahmet ve Elif o anda birbirilerine doğru bakarak ellerini birbirleriyle kavuşturdular. Bütün bu acıların son bulması için sadece iki gün kalmıştı. Ya acılar son bulacak yeni başlangıç yapacaklardı ya da hüzünler devam edecekti. Ahmet her şeye hazırlıklıydı artık. İki sevgili ameliyat gününü beklemeye başladılar.

            Mutluluk için çabalar insan. Hüzünlerin canı cehenneme. İnsanın yüreği yaşanan acılara rağmen mutluluk için atar. Her hikâyenin bir sonu vardır. Mutlu ya da mutsuz.

 Ameliyat günü gelip çatmıştı. Ahmet yüreğinde bir heyecan, yanında sevdiği kadın, korkuyla bakıyor etrafına. Elif her şeyi kabullenmiş, tek düşüncesi Ahmet’in ayağa kalkması, aksini hiç düşünmüyor bile. Ahmet’in ameliyattan önceki son saatleri. ”Elif sevdiğim kadın, beni iyi dinlemeni istiyorum. Seninle konuşmam için belki de başka bir fırsatım olmayacak.” Ahmet’in korkusu ve çektiği acılar yüzünden belli oluyordu. Ama her şey için bu son şansıydı. Elif bütün yaşananları öğrenecek Ahmet o şekilde ameliyata girecekti. ”Elif, Yusuf ağabeyim yetimhaneden kaçtıktan sonra kendime söz verdim. On ya da on bir yaşlarındayım okuyup öğretmen olacağım dedim. Çocuklara doğru ve yanlış öğretmeliydim. Çocukları hayata hazırlayacağım dedim kendi kendime. Okudum Elif, seninle tanıştım, seni sevdim, geçmişimi sakladım senden, herkesten. Acılarımla başa çıkıyordum sanki. Ağabeyimin biri hapiste, biri kaçmıştı. Kız kardeşimi görmeyeli o kadar uzun olmuştu ki anlatamam. Bütün bu acılarımı yüreğime gömmüştüm ta ki vurulana kadar. Beni öğrencilerimi zehirleyen sokak satıcıları vurdu Elif. Bir köşe başında sinsice vurdular. İki kişilerdi, buldular onları. Beni vuran adamın ismini duyduktan sonra bir kez daha yıkıldım ben.” Elif içinden kim seni vuran dememek için kendini zor tutuyordu. Ahmet nefes alıp verdikçe sanki kalbi daha da hızlı atıyordu. Ahmet yarım kalan cümlesine devam ederek ”Yakaladılar onları bir sabah vakti, benden çok uzaklarda bir yerde, saklanmışlar ama kaçamadılar.

Ben hastanedeyim tabi, başucumda sen vardın. Gözlerin hep yaşlıydı hep ağladın sen.  Sonra uyandım ben, ayaklarımı yitirsem de uyandım ben. Polis geldi sonra hastaneye ellerinde fotoğraflar ve kâğıtlar. Konuşurlarken duydum onları. Jilet Sedat diye birinden bahsediyorlardı. O da kimdi beni neden vurmuştu. İlk defa ismini duyuyordum ben. Fotoğrafını gösterdiler sonra bana. Evet, beni vuranlardan biri buydu. Adam ağabeyime ne de çok benziyordu. Sonra evraklardan Jilet Sedat denilen adamın kimlik bilgilerini gördüm. Elif ağabeyimdi bu. Yıllardır hapiste olan ağabeyim çıkmış, mafyaya bulaşmış torbacı olmuştu.  Yalan söyledim polise Elif. Bu adam değildi beni vuran dedim. Bıraktılar ağabeyimi. Beni tanımamıştı ağabeyim ama ben onu tanıdım Elif. Hastaneden çıktıktan kısa bir süre sonra onu buldum. Çıktım karşısına beni tanımadı tanıyamazdı zaten beş yaşında çocuk yoktu ki karşısında. Kendimi anlattım Elif,  daha sonra tanıyan gözlerle baktı bana sarılmak istedi af diledi benden Elif. Affedemezdim onu. Masumluğunu yitirmişti artık. Kardeşlerimi sordum ona Elif, sustu. Annem ve babamı anlattı haberlerini aldıktan sonra kendini kaybetmiş. İçerde her şey ağır gelmiş ona. O da vurarak yıkarak karşılık vermiş herkese. Ona geri kalan hayatı için mutluluklar diledim. Daha sonra benimle bir kez daha konuşmak istedi. Yusuf ağabeyimden haber almış. Yusuf dedi yıllarca sokaklarda yaşadıktan sonra bir fırsatını bulup yurtdışına gitmiş, şimdi oralarda çalışıyor. Bir mutluluk sarmıştı beni, Yusuf ağabeyim iyiydi, bir düzeni de olmuş. Mutludur diye düşündüm. Belki bir gün kardeşlerini bulmak için uğraşır diye geçirdim içimden Mizgin’imi hiç göremedim. Hala kalbimde yaradır.” Elif ağlıyordu, ağlamamak mümkün müydü zaten. Elini tutmuştu sevdiği adamın yaşadıklarını düşünmek bile canını yakıyordu zavallının. ”Acılar bitecek sevdiğim, artık ayağa kalkmanın vakti geldi. Saatler sonra ayağa kalkman için çaba gösterecekler. Senin de çaba göstermen gerek. Yaşananları artık geride bırakacağız.” dedi eğildi ve sevdiği adama sarıldı. Bütün bunlar yaşanırken odaya doktor ve hemşireler girdi. Doktor ”Ahmet Bey biz hazırız artık. Sizi birazdan ameliyathaneye alacağız.” dedi. Ahmet gözlerindeki yaşları sildi ve sevdiği kadına döndü. ”Elif’im sevdiğim, eğer o odadan hayatta olarak çıkarsam benimle evlenir misin?’’ dedi. Gözyaşları içerisinde bunları duyan Elif, gülümsemeye başladı ve ”Evet, binlerce kez evet. ” dedi ve ameliyata giden sevdiği adamı bir öpücükle gönderdi. Saatler geçmek bilmiyordu. Elif, çaresiz hastane koridorlarında bir sağa bir sola yürüyor doktorlardan gelecek iyi haberi bekliyordu. Elif ameliyathane önündeki koltukların üzerinde yorgunluğa yenik düşüp uyuyakalmıştı ki ameliyathanenin kapısı açıldı ve doktor dışarıya çıkarak Elif’in yanına geldi. Elif koridordaki bu hareketlenmenin ardından gözlerini açarak doktora doğru gözlerini dikti ve heyecanla dudaklarının arasından çıkacak iyi haberi bekledi. Elif heyecanlıydı, Elif korkuyordu. Elif’in hayalleri vardı. Doktor başını öne eğdi. Bunu gören Elif ağlamaya ve bağırmaya başladı. Doktor hemen Elif koluna girdi ve ”E be şaşkın kız, Ahmet’in sevgilisi değil misin sende onun gibisin. Yeter ki ağlayacak bir şey olsun, gözyaşlarınız hemen hazır zaten.” Doktor gülümsüyordu, doktorun bu halini gören Elif bir an sersemledi ”Neler oluyor?” doktor diyebildi.

Doktor;

”Ameliyat gayet başarılı geçti, eğer işler yolunda giderse en kısa sürede ayağa kalkacak ve sana doğru koşacak.” dedi.  Elif şaşkınlığı üzerinden atarak doktora sarıldı ve gözyaşları yerini gülümsemeye bıraktı. Saatler sonra kendine gelen Ahmet gözlerini açınca yanında sevdiği kadını gördü ve gülümsedi. Bütün acılara rağmen hayattaydı. Sevdiği kadının eline uzandı, elini tuttu ve sevgiyle sıktı.

Hayatın acı yükünü omuzlayan Ahmet’in artık mutluluk vakti gelmişti. Bu Ahmet’in çektiği acıların son bulmasıydı. Ahmet artık yürüyecek, acıların yerini umutlar alacaktı…

SON

Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Murat Tursun

ÖTEKİLER

Yerdeyim, Boylu boyunca uzanmışım Kan süzülür şakaklarımdan kaldırım taşlarına! Bir kurşun, Bazen...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir