İNSANLIĞIN PANDEMİK SORUNU: TİMSAH GÖZYAŞLARI

Selamlar değerli okurlar çok uzun zaman sonra yazı yazmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşıyorum. İstikamet Dergisi sadece bir dergi olmanın yanında bilgilendirme, sosyal sorumluluk ve farkındalık mecrası olarak yayınına devam edecek olması fikri beni gerçekten çok heyecanlandırıyor. Bu anlamda bize destek veren başta değerli okurlarımıza ve saygıdeğer yazarlarımıza çok teşekkür etmek istiyorum.

Yazı konumuza gelecek olursak son dönemlerde pandemi, depremler vs. felaketlerin ardından gerek sosyal medyada gerekse çevremdeki gözlemlerim ve tecrübelerim bu yazıyı yazmaya itti beni. Peki başlıkta neden ‘timsah gözyaşları’ dedim onu anlatayım. Timsah gözyaşları terimi, sahte veya samimiyetsiz üzüntüyü ifade eder. Bu terimin birkaç yüzyıl öncesine dayanan bir etimolojisi vardır. Dördüncü yüzyılın başlarında, timsah gözyaşları literatürde sahte üzüntü için bir metafor olarak anılırdı. Anlatılana göre; timsahın avını yerken üzgün olduğu için ağlaması, ancak bu üzüntünün sahte olmasıyla alakalıdır. Araştırmacılar ise bu gözyaşlarının, timsahın yemek yerken tıslaması ve öfkelenmesi nedeniyle oluştuğunu öne sürüyorlar. Bu tıslama nazolakrimal (gözyaşı) salgıları alma sürecinde, havayı sinüslerden gözün dışına itiyor.

Peki ben bunu insanlarla nasıl bağdaştırdım? Gözlemlerime dayanarak konuşuyorum ki pandemide, depremde veya şiddet olaylarında herkes bir şeyler anlatıyor ve paylaşıyor. Herkes önlemlerden bahsediyor, maske diyor, mesafe diyor. Depremde nasıl korunması gerektiğinden, sıkıntılı evlerde oturulmaması gerektiğinden bahsediyor. Kadına, erkeğe, hayvana şiddetin karşısındayız diyorlar. Gayet güzel de bunları söyleyen insanların kendilerinin söylediklerine uymaması sizce de ironik değil mi?

Herkes bir timsah gözyaşı döküyor, ölenlere üzülüyor, sosyal medyadan yazıyor üzüntüsünü ve öfkesini. Peki kendisine gelince neden şu maskeyi takmıyor, neden depremle ilgili üzerine düşen hazırlığı yapmıyor. Hadi timsahın sahtekarlığı genetik bir durum da insanın sadece konuşup söylediklerine uymaması da mı genetiğe dayanıyor (!)

Arkadaşlar gerçek hayatta da sosyal medyada da samimi olalım. Neysek o olalım, önce kendimizi sonra insanları kandırmayalım. Herkesin canı sıkılıyor bu durumlardan, sanmıyorum ki insanların ölümünden kimsenin sevineceğini ki ben de böyle bir şey ima etmiyorum. Sadece samimiyet olsun, biz eğer twitterdan, instagramdan tedbir ve kural diye haykırıyorsak bir zahmet kendimiz de uyalım.

Bu yazıyı yazmamın sebebi tam da bu profilde insanlarla sıkça karşılaşmamdır. Bizi samimiyet, hoşgörü ve tedbir kurtaracaktır. Önce kendimize karşı, sonra çevremize karşı sonra da sosyal medyada samimi olalım. Göstermelik paylaşımlar bizi herhangi bir noktaya taşımaz ancak geriye götürür. Keşke bu yazıyı bu şekilde değil de samimiyetlerinden dolayı insanları överek, teşekkür ederek yazsaydım…

Tabi gerçekten samimi, tedbirli insanları unutmamak lazım. Bu sıkıntıları ciddiye alıp tedbirini alan, insanları da bu noktada uyaran insanlar da var. Ha bir de insanları uyarırken kırıcı olmayalım, iyi bir şey yapalım derken kalp kırmayalım. Hoşgörüyle, sabırla, samimiyetle ve birliktelikle her şeyin üstesinden geleceğimize inanıyorum.

Dilerim bu zorlu süreç de en kısa sürede sona erer ve sağlıklı hayatımıza geri döneriz. Bu süreçten de dersler alarak ayrılırsak daha ne olsun. Yazımın sonunda pandemiden ve depremlerden hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza rahmet, yakınlarına baş sağlığı diliyorum. Sağlıcakla kalın, istikametiniz her zaman doğruluk, samimiyet ve hoşgörü olsun…

Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Numan Babacan

MEĞER NE KÜÇÜK AYRINTILARDA GİZLİYMİŞ MUTLULUK!

Mutluluk üzerine birçok şey söylenir, yazılır, çizilir. Mutluluğun formülü geçmişten beri aranır,...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir