DOĞANIN, TARİHİN VE MAVİNİN KALBİNDE BİR BALIKÇI KÖYÜ: GÖLYAZI

Yaşadığınız şehrin stresi, kalabalığı ve gürültüsünden hem biraz uzaklaşmak hem de tarih, kültür ve doğayla iç içe bir gün geçirmek istiyorsanız Bursa’nın Nilüfer ilçesine bağlı bu küçük balıkçı köyü tam size göre.

Gölyazı, Uluabat Gölü’nün kıyısında bulunan Apollonia Ad Rhyndacum adlı Antik Yunan kentinin üzerine kurulmuş bir yerleşimdir. İsmini müziğin, sanatın, güneşin ve ateşin tanrısı olarak bilinen Apollon’dan almıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Bursa’nın Nilüfer Belediyesi öncülüğünde devam eden kazılarda ortaya çıkarılan buluntulara göre, bu antik yerleşim yerinde ilk yaşam yaklaşık 2 bin 600 yıl öncesinde başlamıştır. Bu tarihi köy 250 yılı aşkın Rum evleri, 700 yıllık Ağlayan Çınar’ı, eşsiz coğrafi yapısı ve kuş cenneti olma özelliği ile ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor.

KEYİFLİ BİR SANDAL TURU İLE GÜNE BAŞLAYIN

Gölyazı’da hem gezilmesi gereken tüm yerleri gezip hem de buradan dinlenmiş olarak ayrılmak istiyorsanız, sabah erken saatlerde kahvaltıyla köyde güne başlayıp gün batımı manzarasıyla da günü sonlandırmalısınız. Bursa şehir merkezine 42 kilometre uzaklıkta bulunan Gölyazı’ya ulaştığınızda aracınızı köyün girişine park ettikten sonra gezinize başlayabiliyorsunuz. Uzaktan bakıldığında ana karaya sadece küçük bir köprüyle tutunan Gölyazı aslında ufacık bir ada. Tarihi ve kültürü zengin adaya ana karadan ulaşabilmek için birbirinden güzel iki seçenek var. Eğer adaya Antik liman kalıntıları ile göl manzarasının uyumunu görerek varmak istiyorsanız köprüde yapacağınız 10 dakikalık bir yürüyüş yolculuğu sizi bekliyor. Ancak benim size tavsiyem Uluabat Gölü üzerinde keyifli bir sandal yolculuğunu tercih etmeniz yönünde olacaktır. Köyün girişinde sizi karşılayan ufak balıkçı sandalları ile Uluabat Gölü üzerinde yapacağınız yolculukta tarihi ve doğal güzelliklerin yanı sıra göl üzerinde bulunan çeşitli kuş türlerini de görerek fotoğraflayabilirsiniz.

Pelikan, akbalıkçıl, sumru, karabatak ve çeşitli ördek türlerinin uğrak yeri haline gelen göl, ayrıca balıkçılık için de önemli bir potansiyele sahip. Gölde balık türleri olarak turna, sazan ve köylüler tarafından “Feki” adı verilen küçük bir balık türü de yaşayabiliyor.

GÖLYAZI’DA NELER YAPILIR?

Tümüyle sit alanı olarak ilan edilen ve bazı Rum evlerinin koruma altına alındığı Gölyazı’da, köyün simgesi haline gelen 700 yıllık Ağlayan Çınar’ı ziyaret ederek gezinize başlayabilirsiniz. Tarihi çınar hüzünlü ve etkileyici bir aşka şahitlik ettiği için günümüze bu isimle ulaşmıştır. Çevresini yaklaşık bir saatte tam bir daire çizerek gezebileceğiniz bu şirin balıkçı köyünde gezinizi tamamladığınızda aslında başladığınız yere geri dönmüş oluyorsunuz.

Adayı gezerken gölde kayıklarla balık avlayan insanları, evlerinin önünde ağ diken kadınları, göl kıyısında kurulan balık tezgâhlarındaki satıcıları, sokak aralarında yöresel ürün satan köylüleri görüp hem alışveriş yapabilir hem de çok güzel fotoğraf kareleri yakalayabilirsiniz. Tarihi köyde gezerken yer yer antik çağdan kalma sur kalıntılarıyla da karşılaşıyorsunuz. Tarihi evler, yapılar ve kaleler günümüze kadar gelmeyi başaramasa da köyün farklı yerlerinde zamana direnen kalıntıları görmek mümkün.

Ayrıca Gölyazı’dan ayrılırken sağ tarafta bulunan 19. yüzyıldan kalma Aziz Panteleimon Kilisesi’ni de gezebilirsiniz. Bu kilise zamanında Rum Ortodoks kilisesi olarak inşa edilmiş olup dönemin önemli bir ibadet merkezi olarak kullanılmıştır. Ancak mübadele sonrasında yaşanan yangınlarda büyük ölçüde hasar gören kilise, Nilüfer Belediyesi tarafından restore edilerek 2014 yılında Gölyazı Kültürevi olarak hizmete açılmıştır. Kültürevini pazartesi günleri dışında her gün ziyaret edebiliyorsunuz.

GÖLYAZI KÖYÜ’NDE NE YENİR, NE İÇİLİR?

Gölyazı’ya sabah erken saatlerde giderseniz köylüler tarafından işletilen şirin küçük mekânlarda yöresel ürünlerden oluşan köy kahvaltısını göl manzarası eşliğinde keyifle yapmanız mümkün. Ayrıca öğle ve akşam yemeklerinde Uluabat Gölü’nde avlanan lezzetli balık türlerinden tadabilirsiniz. Balık sevmeyenler ise evlerinin bir bölümünü ya da bahçesini küçük işletmeler haline getiren Gölyazılı kadınların yapmış olduğu gözlemelerden yiyebilirler. Yemek molası sonrasında köy meydanında bulunan kahvehanelerde günün yorgunluğunu atmak için kendinize bir keyif kahvesi ısmarlayabilir ya da demli bir çay ile anın tadını çıkarabilirsiniz.

ZAMBAK TEPE’DE GÜN BATIMI

Gölyazı gezinizi gün batımıyla daha da güzelleştirmek isterseniz, köyün meydanından 10 dakikalık bir yürüyüşle Zambak Tepesi’ne çıkmanız gerekiyor. Mübadele öncesi bölgede yaşayan Rum halkı, adayı ve gölü en tepeden gören bu muhteşem manzaralı yere ölülerini gömerek mezarlıklarının etrafını da zambak ağaçlarıyla donatırlarmış. Bu yüzden burası Zambak Tepe adını almış. Tepeye çıktığınızda Uluabat Gölü üzerinde yüzüyormuş hissi veren bir yarımada manzarasıyla baş başa kalıyorsunuz. Ayrıca Zambak Tepesi’nde etkileyici bir gün batımı manzarası izleyip keyifli anlar yaşarken benzersiz fotoğraf kareleri de yakalayabilirsiniz.

Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Gökhan Karakurt

FARKLI DİNLERİN VE KÜLTÜRLERİN ŞEHRİ: MARDİN

Tarih boyunca birçok farklı kültür ve dinden toplumu içinde barındıran, Dünya miras...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir