YERİNİ SEVİYOR MUSUN?

Küreselleşmenin ve kitlesel iletişim araçlarının yaygınlaşması ile beraber insanın hareketliliği arttı. Korona etkisi ile son zamanlarda bu hareketliliğin kısıtlanması aslında hareketliliğimize ne kadar bağımlı olduğumuzu da göstermiş oldu. “Gidesim var” modu konar göçerlikten yerleşik hayata geçişi bile uzun yıllar alan Türk toplumunun içindeki yer değiştirme isteğini yeniden körüklemişti demek.

Seyahat blogları, karavanla dünya turu hesapları takip rekorları kırarken, aslında sorulması daha elzem ve daha derin bir soru yatıyordu ardında bu hevesin: “yerini seviyor musun?”

Yer, bir bakışta betimleyebileceğimiz gibi değildir. İçinde annemizin bizi uyuturken söylediği ninniden, aşına kattığı lezzetten, çocukken sokakta oynadığımız oyunlardan, söylediğimiz tekerlemelerden, dinlediğimiz ezgilerden, bir topluma kendimizi ait hissedebilmemizden tutun da, hayatta kalma kaygısı, ekonomik kaygılar,eğitim kalitesi kaygısı gibi bir çok bileşeni de içinde barındırır.

Uzun yıllardır yurt dışında yaşayan ve üç ülke değiştirmiş bir insan olarak, farklı toplumlardan binlerce göçmenle de  yollarım sıklıkla kesiştiğinden kendimce şöyle bir teori geliştirdim: Hiç kimse yeterince büyük bir sebebi olmadan yerini değiştirmez. Çünkü insanın yeri konfor alanıdır. Seyahat maceraları çok keyifli de olsa, insan yorulduğunda yine kendi yerine dönüp dinlenmek ister. Dönmüyorsa, yerinde bir sıkıntı vardır.

Yer değiştirmenin derin zorlukları vardır: Dil bariyeri, adaptasyon süreci, değişimi kabul etme süreci, değişimde kabul görme süreci, kaynaşma süreci, kendine konfor oluşturma süreci ve daha nice süreçler. Yerleşebilmenin tek koşulu ise eski yerindeki bağlarından kopabilmiş olmaktan geçer. Yoksa eski yerin seni hep geri ister tıpkı denizin her verdiğini bir gün geri alması gibi.

Çekip gidesi gelenlere tavsiyem, önce derinlerde bir yerlerde kendilerine “yerini seviyor musun?” diye sormalarıdır. Seyahatin heyecanı ile yer değiştirmenin uzun vadedeki maliyetlerinin ayrımına dikkatlice varmak gerekir. Yerini sevmek, konfor alanında barışçıl bir şekilde yaşayabilmek ise bir lükstür. Bunu gelişmiş topraklardaki seyahatlerimizde sıklıkla görürüz. Dünyanın bir gün herkesin yerini sevebileceği güzellikte ve eşitlikte olması dileğiyle…

Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Nurcan Soares

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

Kutuplardan basık, ekvatordan şişkince olan küremiz Dünya, ekolojik sistemin çöküşe geçmesi ile...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir