SAHİ SAAT KAÇ, GELDİ Mİ ZAMAN?

Uyandım saat sabahın yedisi, dışarıda güneş benden erkenciydi, kalktım, başıma geleceklerden bihaberdim. Pencereyi açtım, uzakta iki katlı mavi balkonunun yarısı belli belirsiz görünen eve baktım, sakindi her zamanki gibi “Günaydın” dedi. Sessizce hani gözün arar ya ortada olmayıp kalbinde olan bir şeyi, sanırım benimki de öyleydi. Saat dönüyor, zaman geçiyordu. Günlük işler ya hani benimki de o misal, oyalandım durdum, güya çok da yoruldum. Yorulan kimdi, ben mi yoksa ben mi? Oturdum masaya, sahi kaç saat geçti? Deli gibi çalışırken geçen tek saat miydi? Belki de bir ömrüm geçti yetişecek konular, çözülecek sorular, öğrenilecek teoriler… Bitti mi? Unuttuğum bir şey kalmadı mı? KENDİMİ.

Hani dersin ya o öyle olsun bu böyle olsun… Oldu mu?  Olmadı. Sana kalan kurduğun cümleler, yaşadığın anılar…
Kaçasım var aslında, bir yerden mekândan değil kendimden kaçasım var, koşasım var ben bana yetişemeyene kadar, içimdeki beni öldürünceye kadar çalışasım var. Nefes alıyorum ama ben değil. Kızıyorum kendime çünkü kendimi çok şımartmadım mı, istediğim her şey olsun dedim ama kaderi hiç hesap etmedim. 24 saatin bir saatini kendime ayırmadım “Ne zaman fark ettin?” dediğini duyar gibiyim. Kahve fincanının içindeki kaşıkta ‘BUGÜN ALLAH İÇİN NE YAPTIN’ yazarken bende hiçbir şey yazmamasından fark ettim. Beni sevdiren kimdi, sevdiğim kimdi, her gün o eve baktıran, sabah uyandıran, akşam uyutan, nefes aldıran ve binlercesine karşı benim yaptığım neydi? Al, sevgi mi istiyorsun, yaşamak mı istiyorsun hepsini veriyorum, başın sıkışırsa gel diye göndermedi mi merhametinin sonsuzluğunda?..

Çocukken mutluydum, sakın yanlış anlama şimdi de mutluyum fakat çocukluğum farklıydı. Bir insanın başına gelecek en güzel şey okuldu, öğretmeniydi, benimki de çok güzeldi. Bir sınıfta dokuz öğrenci olur mu olurdu. Aslında sekizdik biz, tek kişiydik. Çocuk gözleriyle bakarken ne kadar da masum oluveriyordu dünya sevgileri, derler ya dibine kadar yaşıyorduk. Çeşmede birbirimizi ıslatıp seksek oynarken, okul bahçesini, avuçlarımız su toplayana kadar çapalarken de güzeldi çocukluğum, oyunlarda eşleşmeyince küsüp kızdığımda da güzeldi. Camide alfabeyi sökemeyip arkadaşlarım bana güldüğünde de. Piknik için küçük ayaklarla koca dağa çıktığımızda da güzeldi. Peki güzel yapan kimdi? Eli verip elini tutturan, gözü verip gözüne baktıran, kalbi verip sevdiren kimdi? Niye unuttuk?

Sahi saat kaç, geldi mi zamanı uykudan uyanmanın?..

Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Yunus Emre Güçlü

SAHİ SAAT KAÇ, GELDİ Mİ ZAMAN?

Uyandım saat sabahın yedisi, dışarıda güneş benden erkenciydi, kalktım, başıma geleceklerden bihaberdim....
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir