KÜFLÜ ÇOCUKLUK

Herkese merhaba. Ben Ayşe. Bu mektubu yazmamın sebebi size az da olsa ne hissettiğimi anlatabilmek. Ben çocukluğumu hiç yaşayamadım. Her zaman yaşımdan büyük davranmak zorunda bırakıldım. Babamı hiç tanımadım. Annemi ise sadece anlamaya çalıştım. Annem hep içki içerdi. Ben ise küçücük bedenimle her ikisiyle de savaşırdım. Annemden çok korkardım. Ama bir o kadar da severdim. O evden gittiğinde evdeki içki şişelerini çöp poşetine koyar dışarı çıkarırdım. Şu an fark ediyorum da ben o poşetlere sadece şişeleri koymamışım. Çocukluğumu, hayallerimi, mutluluklarımı da koymuşum. Ama ne olursa olsun hep umudum vardı. En çok da anneme karşı umudum vardı. Belki bir gün o da diğer anneler gibi elimden tutarak beni okula götürürdü.

Küçük bir gecekonduda yaşıyorduk. Sadece ufak bir odası ve banyosu olan. Ama en çokta
evimizin küçük olmasını severdim. Çünkü annem koltukta uyuyakalınca tüm gece sanki normal
bir anne kızmışız gibi hissederdim. Galiba o zamanlar en sevdiğim şey her şeyden habersizce
annemi izlemeyi beklemekti. Dokuz veya on yaşlarındaydım. O gün okulda kızlar aralarında
konuşurken portakal kabuklarını sobanın üzerine koyunca ortaya hoş bir koku çıktığını
öğrenmiştim. O kadar heyecanlanmıştım ki. Çünkü bizim ev her zaman çok pis kokardı. Çıkış
zilinin çalması için ilk defa dua ettiğimi hatırlıyorum. Genelde tam tersi olsun isterdim. Eskimiş
montumun önünü kapatmadan koşarak okuldan çıktım. Eve geldiğimde banyonun ışığı
yanıyordu. Bu arada portakalı da komşumuz Neriman teyzeden almıştım. Annem banyodan
çıkana kadar portakalı soyabilirdim. Neredeyse on dakikada işimi bitirebilmiştim. Sobanın
söndüğünü fark ettim. Kendi çabalarımla bir iki yanacak şey attım içine. Normalde annem
banyoda bu kadar kalmazdı. Beklemek için montumu bile çıkarmadan yayları çıkmış, eski ve
küçük koltuğumuza içki şişelerinin yanından geçerek oturdum. Uzun zaman sonra ilk defa bu
kadar heyecanlanmıştım. Çünkü eğer annem bu fikri beğenirse bana gülümseyebilirdi. Ve o
gülümserken çok güzeldi. Annem banyodan çıkmayınca merak etmeye başladım. Yavaşça,
banyonun kulpu kırık, beyaz boyasından eser kalmamış eski kapısının önüne gittim. Korkuyla
anneme seslendim. Çünkü ilk defa bu kadar uzun süre içerde kalmıştı. Birkaç kez daha
seslendim. İçerden su sesi de gelmiyordu. Minicik kalbim korkuyla çarpmaya başlamıştı.
Yavaşça gıcırdayan kapıyı açtım. Annem yerde ağzında köpüklerle yatıyordu. Bunun bir oyun
olamayacağını öğrenecek kadar çok şey yaşamıştım. Ben o gün küçük ve küflü banyomuzda
sadece annemi bırakmadım. O banyoya hayatımı kilitledim.

Ben Ayşe, tüm hayatı kırık dökük bir banyoya sıkışmış bir genç kızım. Ben sadece size
hikayemin çok ufak bir kısmından bahsettim. Sizden tek ricam içimde sıkışıp kalan o kız çocuğu
için yaptığınız davranışların sadece sizi etkilemediğini bilmeniz.

Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Merve Yılmaz

HATALI DÜŞÜNCELER

Gözlerimi kapatıp düşünüyorum. Kötü dediğim günleri veyahut iyi ki yaşandı dediğim günleri…...
Daha Fazla

2 Yorumlar

  • İnsanlar ardında bıraktıklarını düşünmez.Sadece kendi dertlerini, düşüncelerini önemser.Dün yüzünüze gülen birinin ertesi günü toprağını sulatıcak kadar vicdansızdır bu hayat…

    Çok başarılı kısa ve ders çıkarmalık bir yazı olmuş eline emeğine sağlık Mervecim 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir