HAYALLER VE HALAYLAR

6 ay, 1 yıl, 2 yıl… Hele kardeş bu aşıdan haber var mıdır?

Uçakların sesi sivrisineklerin sesini bastırabilecek mi?

Farklı renklerdeki maskeler ne zaman hayatımızdan çıkacak?

Ekmekçiler gürültülü korna ve megafonlarıyla resmi geçitlerini bitirdiler mi?

Restoranlarda yer kapmak için birbirimizi yiyebileceğimiz günler nerede?

Yüzyüzeyken Konuşuruz konserine yüz yüze katılabilecek miyiz?

Bütün bu belirsizlikler arasında aklıma takılan başka bir soru da şu: Peki bizim kalabalık düğünlerimiz nasıl olacak. Yine rahat rahat halay, horon çekip erik dalı, zeybek oynayacak myız?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın tedbirli olmakla ilgili “Artık eskisi kadar yakın olamayız” sloganı her yıl 500 bin çiftin evlendiği düğünlerde nasıl karşılığını bulur. Maskeli gelin ve damatlarla birlikte 1.5 metrelik sosyal mesafe için düşünülen halay çekme çubuğu da eğlenceye dahil mi? Öte yandan sendika ve işletmeciler “Açılsın da halay çekmek şart değil, erik dalı oynatırız” diyor.

Diyor da kendisine zorla tutuşturulan maskeyi kafasına ya da çenesine takanlar “Yemişim yasağı. Çal keke çal” demeyecek mi? Halay başılar, maskeyi bile mendil yapmaz mı? Denetime uyup içinde kalan halay isteğini bastıran vatandaşa “Bekleme yapma. Altınını tak pardon zarfa koy sandığa at” mı denilecek?

Oyun oynamanın zerresinden anlamam. Ne kadar uzak dursam da eş dost akraba düğünlerinde mutlaka birileri çağırır. Ve kendimi başı ve sonu belli olmayan halay sıralarının ortasında bulurum. Alakasız birinin vaziyeti budur. Alışkanlıklarımızın değiştiği zamanlar, hayallere çıkacak mı ya da halaylara?

ANNA KARANTİNA’DAN SEÇMELER

7 Şekspir Müzikali: Emmy ödüllü usta oyuncu Haluk Bilginer’in başrolünde olduğu oyun, insan ömrünün doğumdan ölüme kadar olan serüvenini 7 döneme ayırıyor. İyi ki sanat var dedirten 2 saatlik mutluluk formülü. 2. perdedeki Kral Lear bölümünden: Varını yoğunu gösterme, çok bil ama az konuş. Çok alacaklı ama az borçlu ol, attan inip eşeğe binme, bildiğinle yetinme daha fazlasını öğren… Şuradan biletsiz olarak izleyebilirsiniz.

Tolga Gariboğlu: Akranlarımın bildiği üzere çocuk programı Hugo’nun Tolga Abi’si youtube kanalı açtı. Uzun zamandır göremediğim bir dostumu görmüş gibi oldum. Ve o günleri tekrar aklıma getirdi: 55 ekranlı tüplü televizyonun karşısında programı izlerken Tolga Abi, “Ekrana yakından bakmayın” der. Sonra “Hey, sen” diyerek beni gösteriyormuş gibi el işareti yapar. Ben de büyük bir şaşkınlık yaşarım.

The Office: Uzun zamandır gülme efektsiz bir komedi izlememiştim. Bu The Big Bang Theory ve How I Met Your Mother gibi çekimlerin dışında çok farklı bir tarz. Nerede güleceğimizi kimse söylemiyor. Aklımızla dalga geçilmiyor. Mockumentary denilen ortada konuyu sahte belgesel biçiminde anlatan bir mizah var. İzleyici her zaman aktif. Her durumda dedikodu sahibi oluyor. Kameranın dönüş hızından rahatsız olmayanlara iyi gelebilir.

Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Muharrem Yağız

TEKNOLOJİK CİNAYETLER

Teknolojik bağımlılık arttıkça insanların algılama yetenekleri zayıfladı. Adeta ‘saf’laştık, bir o kadar...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir