İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

Kutuplardan basık, ekvatordan şişkince olan küremiz Dünya, ekolojik sistemin çöküşe geçmesi ile beraber imdat çağrısında bulunmaya başladı. Konuyla ilgili yazılan kıyamet senaryolarının artık birer senaryo olmadığını duyu organlarımızla dahi gözlemler hale geldik. Sıklıkla doğal afetlere maruz kalır olduk, mevsimler özelliklerini kaybetti, özellikle yaz sıcakları dayanılmaz seviyelere ulaşmaya başladı. Yağmurların orantısız yağması sonucu oluşan sel baskınları, kar fırtınaları, kasırgalar, binlerce insanın ölümü ile sonuçlanan birçok doğal afet artık bu konuyu gündemimize en üst başlıktan almamız gerektiğini bize hatırlattı.

Dünyamıza neler oluyor? Kutuplardaki buzullar -ki milyonlarca insan ve hayvan türü için içme suyunun temelini oluşturuyorlar- dünyanın her yerinde rekor hızlarda eriyor ve yok oluyor. Bunun sonucu olarak yükselen deniz seviyesi ile beraber yakın zamanda birçok yerleşim biriminin sular altında kalacağı konuşuluyor. Deniz suyu sıcaklıkları arttı, artmaya da devam ediyor. Karada kuraklık arttığından bitki örtüsü ve iklim yapısına bağlı yaşam koşulları değişen hayvanların ya nesli tükeniyor ya da sivrisineklerin artmasından dolayı olduğu gibi sıtma ve benzeri hastalıklar gitgide yayılıyor. Denizlerde canlı çeşitliliği azalmaya başladığı gibi tüketilen deniz ürünleri çevre kirliliğinden dolayı ağır metal ve plastik içeriyor. Tarım alanlarının azalması veya doğal afetler sonucu hasat alınamaması ve benzeri durumlardan dolayı yakın gelecekte gıda krizi yaşanmasından da endişe ediliyor.

Yaşanan bu tehdit ülkeler bazında değil, küresel anlamda hepimiz aynı gemideyiz ve artık bu gemi su alıyor! Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki- Moon, iklim değişikliğini “insanlık ailesi olarak şimdiye kadar karşılaştığımız en büyük ortak sorun” olarak tanımlıyor. Birleşmiş Milletler bu konuda yapıcı adımlar atmak adına Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesini (UNFCCC) oluşturdu. Sivil Toplum ağları olarak da EEB (Avrupa Çevre Bürosu, CAN-E (Avrupa İklimsel Faaliyet Ağı) gibi ağların yanı sıra Türkiye’den de TEMA vakfı bu platformlara destek sağlıyor.

Greta Thunberg adlı 16 yaşındaki bir çevre gönüllüsü 2018 yılında iklim değişikliği ile savaşılmaya hemen başlanması gerektiği konusunda protestolar yapıp ‘İklim için okul grevi’ protestosu ile sosyal medyada ve dünyanın birçok yerinde dikkat çekti. Dünya üzerinde birçok okul bu greve katıldı ve öğrencilere iklim değişikliğinin nedenleri ve bu konuda alınabilecek önlemler de sıklıkla tekrar edilerek anlatıldı. Yeni nesil, yaşanabilir bir dünya için büyüklerinden destek isteyerek adeta bir yardım çığlığı attı.

Türkiye coğrafi konumu nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerine en hassas bölgelerden birinde yer alıyor. Son dönemlerde sera gazı emisyonlarının hızlı artışı nedeniyle de sürekli eleştirilerin hedefinde yer alıyor. Bu konuda acilen sera gazı emisyonlarını hızla azaltacak sanayi, ulaşım ve enerji politikalarının ve uyum politikalarının hayata geçirilmesi gerekiyor.

Avrupa’da birçok ülke ulusal anlamda önlemlerini almaya başladı. Dizel ve benzinli araçları yasaklayacak ülkelerin sayısı giderek artıyor. Avrupa’da birçok ülke 2030’dan itibaren benzinli araç üretimine izin verilmeyeceğini ve bu tarihe kadar tüm otomobillerin sıfır emisyon değerine sahip olması gerektiğini duyurdu. Alternatif olarak tam elektrikli arabaların üretimi, satışı ve kullanımı teşvik ediliyor. Çalışanların bisikletle işe gitmeleri durumunda birçok devlet vergi indirimi sağlıyor, ucuz ve kaliteli bisikletlere erişimleri de yaygınlaştırıyorlar. Amaç trafiği ve bundan dolayı oluşan kirliliği en aza indirgemek.

Enerji kaynaklarının kullanımı konusunda da teşvikler söz konusu. Yeni yapılan evlerin ‘akıllı ev’ özellikleri taşımasına önem veriliyor, mümkün olduğunca güneş enerjisinden elektrik ihtiyacını karşılama gibi tasarruf yöntemlerine yer veriliyor. Birçok ülkede plastik pipet kullanımı da yasaklanmaya başladı, bu gibi ürünlerin yerine kağıttan üretilen ve doğada yok olması daha kolay materyallerden elde edilen ürünler tercih ediliyor.

Facebook, Google, Microsoft gibi dünya devi birçok şirket çalışanları için çevre bilinci sağlayacak birçok etkinlik hazırlayıp tek kullanımlık ürünlere karşı çıkmak adına su termosları gibi ürünler kullanmaya teşvik ediyor.

Uzun lafın kısası, dünyadaki ekolojik dengenin bir an evvel koruma altına alınması için uluslararası düzeyde yasal düzenlemelere ve yaptırımlara ihtiyaç var ve tüm ülkelerin bu kurallara harfiyen uyum göstermesi de elzem durumda. Peki bireysel olarak bizler neler yapabiliriz?

  • Toplu taşıma araçlarını kullanmalı, gerekli olmadığı sürece trafiğe araç çıkarmamalıyız. Mümkünse tam elektrikli arabalardan edinmeliyiz.
  • Çöplerimizi ayrıştırmalı, dönüştürebileceğimiz cam, karton ve benzeri materyalleri geri dönüşüm merkezlerine iletmeliyiz.
  • Eski veya hiç kullanmadığımız kıyafetlerimizi yardım kuruluşları ile paylaşmalı, ya da farklı bir amaçla yeniden kullanımını sağlayabiliyorsak, bu gibi projeleri üretmeliyiz. Örneğin eski bir kot pantolonun dizleri yenmişse, o pantolon bir kol çantasına yeniden dönüştürülebilir.
  • Çocuklar arasında bir kullanım ağı oluşturulup, kuzenlerin küçülmüş kıyafetleri vesaire güvenilir kaynaklardan ikinci el kullanımı desteklemeliyiz. Tüketim toplumundan ne kadar uzaklaşırsak o kadar az artık meydana geleceğini unutmamalıyız.
  • Banyo yaparken, dişlerimizi fırçalarken, traş olurken vesaire suyu kullanmadığımız her an hemen kapatmalıyız. Bu şekilde bir kişinin sağlayacağı tasarruf takdire şayan rakamlardır. Örneğin bir kişinin günde iki kez bir dakika boyunca suyu kapatmadan diş fırçalaması yılda 8 ton su israfına neden olur.
  • Bulaşıkları makineye koymadan önce ön yıkama yapmak yerine peçeteyle silmeliyiz.
  • Sebze ve meyveleri elde yıkamak yerine su dolu bir kapta yıkayarak çok daha az su tüketebiliriz. 4 kişilik bir aile, bu yöntemle, yılda ortalama 20 ton su tasarrufu yapabilir.
  • Buz dolabının kapağını mümkün olduğunca az açmalı, alışveriş merkezlerinde buzlukların kapaklarının kapalı olmasına özen göstermeliyiz. Dondurucular yoğun enerji harcarlar, unutmayalım.
  • Çamaşır makinelerini, bulaşık makinelerini tam dolmadan çalıştırmamalıyız. Haftada bir kez daha az çalışan çamaşır makinesi kullanımıyla yılda 9 ton su tasarrufu sağlanabilir.
  • Musluklarda, su borularında sızıntı olup olmadığını kontrol etmeliyiz.
  • Kurutmalı çamaşır makinaları daha fazla enerji tüketir. Çamaşırlarımızı kurutmak için makina kullanmak yerine asmayı tercih etmeliyiz.
  • Elektrikli eşyalarımızı bekleme modunda bırakmamalı, kullanmıyorsak tamamen kapatmalıyız.
  • Alışverişlerimiz için file torbalar edinmeli, plastik poşet kullanımından kaçınmalıyız. Bu plastik poşetlerin yüzyıllarca doğada yok olmadıklarını unutmamalıyız.
  • Tüketeceğimiz kadar besin almalı, tüketemeyeceğimiz besin olursa bozulmasını beklemek yerine ihtiyaç sahipleriyle, komşularla, hayvan barınaklarıyla vesaire paylaşmalıyız.
  • Gerektiği kadar eşya edinmeliyiz, sırf beğendiğimiz için ayakkabı, çanta alışverişi yapmamalıyız örneğin. Doğada mümkün olduğunca az atığa sebep olmak yaşam amacımız olmalı.
  • Su termoslarımızı sürekli yanımızda taşımalı ve içme su kaynaklarından sürekli doldurmalıyız. Bu şekilde kaç pet şişeden tasarruf edeceğinizi tahmin bile edemezsiniz!
  • Hayvansal gıda tüketimimizi aza indirgemeliyiz. Et tüketimi ekilebilir alan, su, yem vesaire birçok doğal kaynak israfına yol açtığı için, bu tasarruf da çok önemli. Çevre gönüllüleri ‘etsiz Pazartesi’ bilincini yaymaya çalışıyorlar. Bir gün eksik et tüketimi küresel anlamda ciddi rakamlarda tasarruf sağlayabiliyor.
  • Kahve bardaklarımızı sürekli yanımızda taşımalı, ‘on the go’ dediğimiz yolda giderken kullanabileceğimiz bardakları tercih etmeliyiz. Plastik pipet tüketimini ise hayatımızdan tamamen çıkarmalıyız. Çok gerekli gördüğümüz zamanlarda kullanmak için metal pipetler edinebiliriz.
  • Apartman dairesinde değil de evde oturuyorsak, güneş enerjisi panellerine yatırım yapmalıyız. İlk bakışta pahalı bir yatırım gibi gözükse de beş yıl içerisinde kendisini ödeyen bir elektrik sistemi kurabilir, hayatımızın geri kalanında elektriğe ödediğimiz parayı neredeyse ücretsiz olacak seviyeye indirebiliriz.

Dünyanın gemisi su alırken, artık hepimizin taşın altına elimizi koymamız gerekiyor. Hayat tarzımızı değiştirerek uzun vadede büyük tasarruflar yapmaya acilen, hemen bugün başlamalıyız. Bu konu görüş ayrılıklarına da yer vermiyor çünkü hepimiz aynı gemideyiz, batarsak hep beraber batacağız. Bu nedenle yeni nesillere tasarruf alışkanlığı kazandırmayı ve çevremizde gördüğümüz müsrifliklerle ilgili harekete geçmeyi de kendimize vazife edinmek zorundayız. Güzel bir gelecek için hep beraber el ele verelim. Aksi takdirde vaktimiz düşündüğümüzden daha kısa olabilir.

Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Nurcan Soares

PERSPEKTİF

Kendinizi hiç istemediğiniz bir tartışmanın ortasında bulduğunuz oldu mu? Anlatmaya çalıştığınız noktaların...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir