TUTKUNUN PEŞİNDEN GİTMEK

“Tutku” kelimesi kadar sihirli kaç kelime duymuşumdur, bilmiyorum. İçimde ılık bir heyecan gezdirir benim, “tutku” kelimesi… “Kalk, gidelim!”, “Durma, bir şeyler yap!” diye içten içe dürter durur beni ne zaman tutkuyla ilgili bir şey duysam. Tutku duyularımıza hitap eder: leziz bir yemek pişirmenin, azgın dalgalarda sörf yapmanın, rengarenk bir kelebeği fotoğraflamanın, bir enstrümanı dile gelmişçesine heyecanla çalmanın tutkusu olur; bir ofise tıkılıp dosyaların arasında kaybolmanın tutkusu olmaz.

Konfüçyüs diyor ki: “Sevdiğin işi yap, ömür boyu çalışma”. Savında ne kadar da haklı Konfüçyüs, öyle değil mi? Tutkuyla yaptığımız işi yaparken, onunla bir bütün oluruz, o işi yaparken kendimizi kaybederiz ve mutluluk hormonu salgılarız çalışırken: bu da rutin çalışma tanımından biraz farklıdır. Belki çok daha fazla emek veririz, daha çok titizleniriz, çalışma saatlerimizin ipinin ucu da kaçar ama günün sonunda bu çalışma, hayatı idame ettirmek için zorunlu olarak yapılan işlerde çalışmaktan nitelik olarak daha farklıdır. Görevde hissetmeyiz kendimizi.

Ayakları yere basan, ekonomiden biraz anlayan, kendi sorumluluklarını kendi alan ve hatta bir ailenin sorumluluklarını üstlenmiş olan herkes bilir ki, hayatımızı idame ettirebilmek için kendi paramızı kazanmak zorundayız. Ne yazık ki her birimiz çocukluktan itibaren tutkumuzun ne olduğunu bilerek ve o imkanlara erişerek doğmadık. Hatta bir çoğumuza hayat kendimizi tanımamıza yetecek fırsat ve zaman bile tanımadı. İşlerimizi terk edip aç kalmak pahasına “benim seyahat tutkum var”, “ben müzisyen olacağım” ve benzeri ifadelerle maceralara atılmanın sonu hüsran olacaktır. Öyleyse bu döngüden nasıl kurtulacağız? Kendimize kaliteli zaman ayırarak ve alan açarak!

İlk olarak çocukluğunuza dönebilirsiniz, çocukluğumuz bilinç altımızın arka bahçesidir! En sevdiğiniz oyun neydi? Her çocuğun mutlak suretle diğer alanlardan daha çok sevdiği bir alan, daha başarılı olduğu bir ders vardır. Annenize, ilkokul öğretmeninize, çocukluk arkadaşınıza o günlere dair ne hatırladıklarını sorabilirsiniz. En çok neyle oynamayı sever, neyin taklidini yapardınız? Bu size tutkunuzun ne olduğu konusunda önemli ip uçları verecektir.

İşe giderken toplu taşıma araçlarını kullanıyorsanız, bu zamanı sosyal medyada vakit öldürmek yerine araştırma yapmaya ayırabilirsiniz. Tutkunuz ne olabilir? Onun ne olduğunu biliyorsanız, nereden başlamalısınız? Bütçenize uygun bir kurs var mıdır? Bu konuda daha önce kimler neler yapmıştır? Bir kitap, bir video, bir eğitim bulabilir misiniz? Ortalama ne kadar sürede tutkunuzla ilgili alanda iyi bir seviyeye gelebilirsiniz? Bunun için boş zamanlarınızda ne kadar çalışmanız gerekiyor?

Tutkularınızın peşinden gitmek için işinizi bırakmanız gerekmiyor. Hatta boş vakitlerinde daha kaliteli zaman geçiren kişilerin mevcut işlerinde de daha başarılı oldukları gözlemlenir. Burada anahtar kelime: ‘Disiplin’dir. Tutkunuzda başarılı olduğunuz zaman, o da zamanla size gelir getirmeye, hatta bir gün tam zamanlı yaptığınız iş olmaya da başlayacaktır.

Bıkmadan, usanmadan üzerinde çalışmak gerekir tutkunun. Hiçbir ressam ilk fırçayı boyaya batırmadan, hiçbir müzisyen ilk notaya basmadan, hiçbir yazar ilk kelimeyi yazmadan neler yapabileceğini kestirememiştir. Yetenek, emek ve tutku bileşeninden oluşan bir kariyer hedefi koyun kendinize. Bu sizi mutlak başarıya götürecek en değerli formül olacaktır. Tutkularınızın peşinden gitmeniz dileğiyle…

Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Nurcan Soares

PERSPEKTİF

Kendinizi hiç istemediğiniz bir tartışmanın ortasında bulduğunuz oldu mu? Anlatmaya çalıştığınız noktaların...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir