Sosyal medyada nefret söylemi: Gıybet, Dedikodu, İftira

Eskiden gelin kaynana kavgaları üzerine yüzlerce hikâye, fıkra, dedikodu anlatılır ve kim haklı? kim haksız? bakılmaksızın bu hikâyelere gülünür geçilirdi.  Kalıplaşmış hikâyeler, çekişmeler ve birçoğunun karikatürlere taşınması söz konusuydu.  Zaman içerisinde sosyolojik değişim ile birlikte “çekirdek aile” ortaya çıktı.  Gelinlerin ve kaynanaların aynı çatı altında yaşaması son bulurken bu hikâyelerde tarihte yerini almaya başladı. Ancak teknolojinin gelişmesi ile birçok alanda değişim yaşanırken “gelin kaynana kavgaları” diye adlandırdığımız bu çekişmelerde hem aktörler değişti hem de ciddi ciddi kavgalar, çekişmeler, ayrılıklar yaşanmaya başladı.

Evet, sanal dünyanın sosyal medyasından bahsediyorum…

Günümüzde birçoğumuzun hayatında büyük bir yer kaplayan sanal dünyada her şey birbirine karışmış vaziyette; “Yalan mı gerçek? Gerçek mi yalan? Kim ne diyor? Kim kime inanıyor? ya da Kime inanmak istiyor?” gibi onlarca farklı soru ve her bir sorunun farklı cevapları ve gerekçeleri….

Sosyal medyada her gün yüzlerce gıybet, dedikodu, iftira içeren nefret söylemleri yer alırken özellikle siyasi ve dini paylaşımlar ve altında yer alan yorumlar incelendiğinde herkes kendi bakış açısına göre bir üst başlık oluşturuyor, yorumlar ise takipçilerine göre şekil alıyor.  Paylaşım herkese açık ise yorumlar çeşitlilik gösterebiliyor, yalnızca kendi arkadaşları ile paylaşıyorsa genellikle üst başlığa göre yani kendi istediği doğrultuda yorumlar alabiliyor.

Sosyal medyada gıybetin, dedikodunun, iftiranın en yoğun yaşandığı dönemler ise özellikle seçim atmosferinin yoğun yaşandığı günlerde görülüyor.  Günümüzde yaşanan siyasetin maalesef bir gereği haline getirilen gerilim politikası yukarıdan aşağıya doğru yansıyor, bazen düzeltilmesi, kapanması zor yaralar açılıyor hatta darp ya da cinayet ile sonuçlanabiliyor.  Seçim sonrasında ise birlik beraberlik mesajları veriliyor tam da burada “yandı gülüm keten helva” sözü aklıma geliyor.

Sosyal medya hesaplarında nefret söylemi içeren paylaşımları yapanların özel günlerde “Allah’ım bizi affet, bilerek bilmeyerek işlediğim günahları bağışla” gibi paylaşımlarda bulunması ve hemen ertesinde nefret söylemleri içeren paylaşımlarına devam etmesi ayrı bir tartışma konusu olabilir diye düşünüyorum.

Her ne kadar toplumumuzda “erkekler dedikodu yapmaz” diye genel bir yargı olsa da farklı sosyal medya hesaplarımdan gördüğüm kadarı ile sanal dünyada erkekler başı çekiyor gibi görünüyor.  Tabir caizse dedikodunun dibine vuruyorlar. Halk tabiri ile okumuşu, okumamışı yalan yanlış bir konuyu bazen kısaltılmış videolar, bazen kesilmiş montaj yapılmış fotoğraflar ile kamuoyuna sunup, düzeltilmesi zor bir kampanyanın içerisinde yer alıyorlar.  Bir başka deyişle “delinin birisi kuyuya taş atıyor, kırk akıllı çıkartacağız diye gece gündüz uğraşıp duruyor”  Yapılan yanlışa mı üzülürsün? Kaybolan zamana, çabaya, mücadeleye mi üzülürsün? Yanıltılan saf, masum vatandaşa mı üzülürsün? Sömürülen duygulara mı üzülürsün?

 

Diğer taraftan insanlar birbirlerinin yüzüne karşı söyleyemeyecekleri sözlerin kat be kat fazlasını sosyal medyadan yazarken, bir olayın gerçek olup olmadığını araştırmadan dedikodu yapıp, gerçek olduğunu bildiğinde ise gıybet yapmaktan hiç çekinmiyorlar.  Hâlbuki yalnızca yılın bir haftasına etkinlik olarak taşıyıp, anma törenleri düzenleyip, hoşgörüsünü bir haftaya sıkıştırıp paket program olarak sunduğumuz Mevlana Hazretleri “Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol” öğüdünü veriyor. Kaldı ki sosyal medyada yer alan iftira olaylarını yazmama gerek olmadığını düşünüyorum.

Gerçek dünya ile sanal dünyanın etik kurallarının aynı olması gerektiğini düşünüyorum.  Yapılması, yapılmaması; söylenmesi, söylenmemesi gereken şeylerin her iki dünyada da aynı olması gerektiği konusunda ısrarcıyım.  Tüm kâinatın yaratıcısı Yaradan’ın yasak kıldığı nefretin, gıybetin, dedikodunun, iftiranın sanal dünyanın içerisinde yer alması bu günahların mazur görüldüğü anlamına gelmiyor. Dolayısı ile insanlar ekran başına geçip klavyenin tuşlarına bastıklarında bir kez daha düşünmelidirler, nefret çizgisini aşmamalıdırlar diye düşünüyorum.

 

İstikamet iyiye, güzele, hoşgörüye….

 

 

 

 

 

 

 

Yazı Etiketleri
, , ,
Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Yağmur Küçükbezirci

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE OYUNLAR: ÇOCUKLAR NE YAPSIN?

Gelişen teknolojinin insanoğluna her geçen gün artarak sağladığı nimetleri, kolaylıkları gördükçe akranlarımız...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir