KIZ ÇOCUKLARINA

Genç kızlar çok naiftir benim gözümde. Çıtı pıtılardır böyle, pek de kırılgan… Hele bizim topraklarımızda daha da üzerine titrenesidir kız çocukları. Özellikle kadına şiddeti sıklıkla tartışır olduğumuz, içimizi acıtan korkunç tablolar gördüğümüz bu günlerde, kız çocuklarına hitap eden bir yazıyla karşınızda olmak istedim.

Ben anne olana kadar kendimi hala bir kız çocuğu gibi hissederdim, yaşım başını alıp gitmiş olsa bile. Nelere muktedir olduğumu, içimde adeta bir amazon kadını yaşadığını ise anne olduktan sonra keşfettim. Şimdi bundan on yıl önceye geri dönebilsem, içimdeki o kız çocuğuna sımsıkı sarılmak isterdim. Hayatın acımasız yüzünü henüz görmemiş veya istem dışı olarak örselenmiş her bir kız çocuğunu dahi bağrıma basmak, elinden tutup yardımcı olmak, hatta bazen onlarla saatlerce konuşmak isterdim. Peki, onlarla konuşabilsem, ne söylerdim?

İlk söyleyeceğim şey, onlara sarılıp “geçecek” demek olurdu. Zamanla her şeyin boyutu değişir çünkü. Bugün seni çok üzen bir şey, yarın hayat çemberinin içinde bile bulunmayabilir. Sadece yaşadığın her ne ise ondan ders alarak bu deneyimden ayrılmaya çalış. Kendini negatife odaklama lütfen.

Çok çalış. Sana “sevdiğin işi yap” masalları anlatmayacağım. Ülkemizde sevdiği işi yapanların sayısını yüzdeye vursan, elinde virgüllü bir sıfır kalır. Yaptığın iş, senin sevdiğin iş olmayabilir ama yaptığın işi çok iyi yapmak, işte bu seni çok güçlü kılar. Unutma, sen bir sistemin yap-boz oyununda sadece bir parça olacaksın. Kendini o kadar önemli bir hale getir ki, sensiz tüm resmin anlam bütünlüğü bozulsun. Yaptığın işte güçlüysen, bu hayatının her alanına yayılacaktır.

Emeklerinin boşa gittiğini düşündüğün zamanlar olacak: işinde, aşk ilişkilerinde, aile ilişkilerinde, arkadaşlıklarında… Emek vermekten asla vazgeçme! Şu anda sen bunu göremiyor olabilirsin ama verdiğin her emek sana deneyim olarak dönüyor ve bir gün geri dönüp baktığında yine bu emekler seni çok güçlü kılacak. Belki o gün bu gün değil ama bekle. İnan bana pişman olmayacaksın.

Umutlarının tamamını tek bir insana bağlama. Unutma ki insan dediğin nankör olur. Emeğinden vazgeçme ama kendini de kullandırma. Her insanın hayatından çıkabilme ihtimali hep aklının bir köşesinde bulunsun ve sen emek verirken hep insanlara bunu göz önünde bulundurarak, ona uygun bir mesafeden yaklaş.

Ah, belki şu an sen öyle hissetmiyorsun ama çok güzelsin! Zaman geçtikçe bünyen daha farklı çalışmaya, tenin istediğin gibi gözükmemeye başlayacak. Rengârenk giyin, makyajına özen göster, bol bol fotoğraf çekin ve kendini böyle de çok sev, olur mu?

Bekârken ilk arabanı al. Ehliyet almanın gerekliliğini buraya yazmama bile gerek yok, öyle değil mi? Kendi paranla kendi arabanı al, ayağını yerden kes ve hareket alanını genişlet. İnan bana bu duruşunu çok değiştirecek. Kolay bir hedef değil ama unutma ki sen de kolay bir lokma değilsin!

Aşk, dünyanın en mükemmel duygusu ama maalesef ki geçici bir duygu. Aşk bitip gittiğinde kendini hayal kırıklıkları içerisinde bulmak istemiyorsan, lütfen aşkın seni kör etmesine izin verme. Karşındaki erkeği iyice ölç, tart. Seni temin ederim ki onsuz kalsan ölmezsin!

Karşındaki erkeğin sana nasıl davrandığını çok iyi gözlemle. Sana verilen değeri etiketlerle veya taş parçalarıyla değil, etik ve ahlakla ölç. Sözünü kesiyor mu, üşüdüğünde sırtına ceketini atıyor mu, kıyafetlerine karışıyor mu, arkadaşlarınla ilişkilerine engel oluyor mu, gereksiz kıskançlıklar yapıyor mu, başkalarının yanında sana karşı olan tavırları değişiyor mu, ailesi ile iyi anlaşabiliyor mu? Bazı erkekler kendi içlerindeki problemleri çözemedikleri için bunun acısını senden çıkarmaya çalışabilirler, bunu unutma. Sen hiç kimsenin stres topu değilsin!

Cüzdanın ayrı olsun, banka hesabın ayrı olsun. İçeceğin kahvenin parasını başkasından alma hiçbir zaman. Hangi kıyafete ne kadar para harcayabilirsin, bunun kararını kendin ver…

Sevgilin de olsa, nişanlın da olsa, hatta kocan da olsa, her zaman mutsuzluğunda o kapıyı çarpıp çıkabileceğini bilsin erkeğin… Hem buna muktedir olduğunu hissettir ona, hem de kimsenin çantada kekliği olma.

Kimsenin sana “neyi yapamayacağını” söylemesine izin verme. Sen ayakları yere sağlam basan bir kız ol; böylece her hedeflediğini yaparsın, keza canının istediğini de. Hayatının iplerini hep kendi elinde tut. Yanlışsa da senin yanlışın, davranışlarının sorumluluğunu alabilecek yaştasın.

Son olarak kendini çok sev, olur mu? Sen kendini sevmezsen, kimse de seni layık olduğun gibi sevemeyecektir. Başın sıkıştığında dön ve kendine sarıl. Kendi kendine yetebilen bir insan yalnızlıktan korkmaz, yalnızlığından çoğalır. Unutma ki, hiç kimse yoksa bile “sen” hep varsın…

 

 

 

Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Nurcan Soares

TUTKUNUN PEŞİNDEN GİTMEK

“Tutku” kelimesi kadar sihirli kaç kelime duymuşumdur, bilmiyorum. İçimde ılık bir heyecan...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir