BENLİK SUNUMU VE ‘FİLTRELİ’ HAYATLAR

Toplumun bir ferdi olarak diğer insanlarla birlikte, etkileşim içerisinde yaşıyoruz. Çevremizde bulunan insanların bazılarıyla çok yakın ilişkiler içinde bulunurken; bazılarına ise daha fazla mesafe koyuyoruz.

Yakın ilişkide olduğumuz insanlar genellikle daha çok güvendiğimiz hem bize hem de topluma karşı olumlu davranışlarını gördüğümüz, dürüst kişilerden oluşurken mesafeli durduğumuz insanlar da kuşkusuz, saydığımız özellikleri barındırmayan kişiliklerden oluşmaktadır.

Bir kişiyi sevebilir, saygı duyabilir veya ondan korkabiliriz. Hissettiklerimiz ne olursa olsun şunu söyleyebiliriz ki; bir kişiyle ilgili değerlendirmelerimiz, duygularımız ve davranışlarımız üzerinde o kişiyle ilgili algılarımız belirleyici olur. Bizim başkalarıyla ilgili algılarımız olduğu gibi başkalarının da bizimle ilgili algıları söz konusudur ve onların bize olan yaklaşımları da bu algılar üzerine temellenmiş durumdadır.

Bu nedenle biz de dışarıdan nasıl görünmek istiyorsak öyle davranmaya çalışıyoruz. O şekilde giyiniyor, hareket ediyor, jest ve mimiklerimizi ona göre ayarlıyoruz. Yani ritüelimizin dışına çıkıp olduğumuz gibi değil, olmamız gerektiğini düşündüğümüz gibi davranıyoruz. Sosyal psikolojide bu duruma ‘benlik sunumu’ deniyor.

Benlik kişileri birtakım özelliklerine göre tanımlayan, bireyi diğerlerinden ayırt etmeyi sağlayan kısacası kişilerarası farklılıkları vurgulayan bir kavramdır. Eğer benliğin içsel bir yapı olduğunu söylersek yanlış söylemiş olmayız. Benlik birey tarafından oluşturulup topluma sunulur ve bunun sonucunda toplum bireye bir kimlikle anlam atfeder. Yani bir bakıma benlik sunumu kişinin başkalarına karşı kendine bir kimlik oluşturma çabasıdır.  Buna yakın olarak kendini beğenme, kendini kutsama anlamına gelen ‘narsisizm’ kelimesi de bir bakıma benlik sunumunu karşılamaktadır.

Bu konuda yaklaşık 4 yıl önce Ege Üniversitesi’nde düzenlenen bir sempozyumda bildiri hazırlayıp sunum yapmıştık. O bildiride benlik sunumunun sosyal medyada yansımasını İnstagram örneğinde anlatmıştık. Bugün görüyoruz ki İnstagram neredeyse tamamen benlik sunumu yapan, kendini bambaşka dünyaların insanıymış gibi gösterme çabasındaki insanların ortak sosyal mecrası olmuş.

Burada gerek fotoğraf paylaşımında olsun gerekse anlık paylaşılan ve 24 saat yayın ömrü olan storylerde (hikâye) olsun hep bir kendini beğendirme, kendi beğenisini insanlara sunma çabası var. Özellikle gençler bu mecrada çok farklı ruh hallerine bürünüp suni paylaşımlarıyla adeta suya yazı yazıyorlar.

Benlik sunumu normalde kişinin kendisine saygısını sürdürme amacı varken yeni nesil gençlerimiz sosyal medya üzerinden suni kişiliklerini paylaşarak suni saygınlık kazanma çabası içerisine girmişler.

Hepimiz sosyal medya kullanıyoruz ve birtakım paylaşımlarda bulunuyoruz ancak özellikle genç neslin kendinden bu kadar şikâyet edip fotoğraflarını tanınmayacak derecede filtreleyip paylaşmaları, çok havalı bir hayat yaşıyormuş gibi lanse etmeleri, hayatında okuduğu kitap sayısı bir elin parmaklarını geçmezken kendilerini kültürlü gösterme adına sürekli kitaplardan alıntılanan sözleri paylaşmaları gerçekten psikolojik araştırma ve müdahale gerektiren bir sorun olmuştur.

Bu konu üzerinde geçmişte çalışmalar ve araştırmalar yapılmıştır ancak özellikle son 10 yılda yetişen neslin sosyal medya ile imtihanı ve bu mecralardaki ‘filtreli’ hayatları araştırılmaya ve acil müdahaleye ihtiyaç duymaktadır.

Çünkü tek umudumuz gençliğimiz……

İSTİKAMET GENÇLİĞE VE GELECEĞE…

 

 

Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Numan Babacan

VATANSIZLIKTAN DÜNYA VATANDAŞLIĞINA: HAYMATLOSLAR

Haymatlos, Almancadan dilimize geçen, vatansız, kimliksiz anlamına gelen bir kelimeyken son dönemlerde...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir