RAMAZAN AYININ KÜLTÜR AKTARIMI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

İslami açıdan oldukça kutsal kabul edilen ve insanların ibadetlerini, dini vecibelerini daha yoğun yaşadığı bir ay olan Ramazan ayının artık sonlarına doğru gelmekteyiz. Ramazan ayının kutsiyeti ve din üzerindeki etkisi hakkında konuşmak bazı şeyleri sürekli tekrar etmekten bizleri öteye götürmeyecektir. Bugün ramazan ayının Türk kültürüne kattığı değerler üzerinde durmaya çalışacağım.
Eskiden beri ramazan denildiği andan itibaren gözümde canlanan ilk unsur olarak camilerin minarelerini süsleyen “mahya”lar gelmektedir. Mahya, minareleri süsleyen büyük gösterişli ve içinde mesajların olduğu yazılardır. Mahya’da genellikle çeşitli ayetler, hadisler ve ramazanla ilgili tebrikler kullanılırken bazen de edebiyatımızda yer etmiş önemli şairlerin en güzel dizelerine yer verilerek uhreviyatı sanatla bütünleştirmek amaçlanmıştır. Halide Nusret Zorlutuna’nın mütareke yıllarında “Mahyalar içinde bir mahya vardır ki unutamam” dediği mahyada yazılı olan şu dizelere dönemin şartlarını dikkate alarak gelin hep birlikte bakalım:
“Ta ki yükselsin ezanlarla müebbet namın
Galip et! Çünkü bu son ordusu İslam’ın”

Ramazan denilince çocukluğumdan beri aklıma gelen bir diğer kültürel unsur ise Hacivat-Karagöz oyunudur. Edebi değeri tartışmasız bir konumda olan hayal oyunu Ramazan ayında bütün toplumda aranan bir eğlence unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Hemen hemen her şehirde meydanlarda belediyelerin yaptığı etkinliklerde Karagöz oyunu mutlaka izleyiciyle buluşturulur. Bu buluşma kültürün sürekliliği, aktarımı ve yaşatılması açısından oldukça önemlidir. Halk kültürü halkın önünde yaşatılıp aktarıldığı zaman gelecek kuşaklara doğru biçimde aktarılır. Ramazanda icra edilen Karagöz oyununda diğer zamanlardan farklı olarak içerik olarak bazı değişimler yapılır. Ramazan teması esas alınarak icra edilen oyun, günümüz teknolojisine de atıflar yaparak izleyiciye eğlenceli anlar yaşatmaya çalışılır. İçerik her ne olursa olsun Ramazan ayında icra edilen bu oyunun gelecek kuşaklara aktarımı açısından tekrar edilmesi önemlidir.

Hazır meydanlardan konu açılmışken bir diğer önemli kültür unsuruna değinmeden geçmek olmaz. Ramazanda icra edilen bir diğer önemli unsurumuz ise Meddah geleneğidir. Günümüzde stand up olarak adlandırılan tek başına güldürü sanatı eski dönemde asıl adı Meddah olarak adlandırılmaktadır. Hikâye anlatma şeklinde icra edilen meddahlık bir taklit sanatıdır. Perdesi, sahnesi, dekoru, kostümü tek bir sanatkarın eseri olan bir gösteri türüdür. Meddah bir sandalyeye oturarak dinleyicilerine hikâyeler anlatır. Meddahın anlatısını, günlük yaşamdaki olaylar, masallar, destanlar, öyküler ve efsaneler oluşturur. Ramazan ayıyla meddahlık geleneği de daha çok insana ulaşma ve onlara kendini tanıtma şansı bulur. Ramazanda meydanlarda kurulan sahnelerde meddah çeşitli hikayeler anlatır bazen güldürür bazen hüzünlendirir netice itibariyle kendini yaşatıp gelecek kuşaklara aktarma fırsatı bulur.

Ramazan ayında halkla buluşup ilgi gören bir diğer kültürel değerimiz ise Orta Oyunu’dur. Geçmişi çok eskiye dayanan ve köy meydanlarında çevresini insanların sardığı bir alanda ortada oynanan oyun ismini de buradan almıştır. Orta Oyunu günümüz tiyatrosunun gerisinde kalsa da Ramazan ayında rağbet görüp kendini hatırlatma ve gelecek kuşaklara aktarma fırsatı buluyor. İnsanların belki de ilk gördüğünde adını bilmediği Orta Oyunu, Kavuklu ve Pişekar adı verilen karakterlerin ortaya çıkmasıyla hatırlanır ve büyük bir zevkle izlenir.

Bazı ramazan etkinliklerinde çocuklara özel geleneksel oyunların oynatıldığı da görülmektedir. Özel alanların kurulduğu ve içinde topaç çevirmenin, beştaş oynamanın, mangala oynamanın, körebe, yakan top vb. oyunların öğretilip aktarıldığı alanlar da bulunmaktadır. Bu tip geleneksel çocuk oyunlarının günümüz teknoloji çağı çocuklarına öğretilip aktarılması hem kültürün yaşatılması açısından hem de elinde tabletle odasına tıkanıp kalan çocuğun hareketlenmesi ve sosyal arkadaşlıklar edinmesi açısından oldukça değerlidir.
Ramazan ayı her anlamda bereket ve huzur ayı olması açısından önemliyken kültürel anlamda da bizleri, çocuklarımızı, torunlarımızı etkilediği nesilden nesile kuşaktan kuşağa aktarımın yapıldığı bir zemini hazırlaması açısından da ayrıca önemlidir. Bizlere düşen çocuklarımızı, gençlerimizi, torunlarımızı bu tip ortamlara yılda bir defa da olsa sokmak ve onlara aslımızı, değerlerimizi öğretmektir.

Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Mehmet Karaçalı

RAMAZAN AYININ KÜLTÜR AKTARIMI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

İslami açıdan oldukça kutsal kabul edilen ve insanların ibadetlerini, dini vecibelerini daha...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir