PEKİ YA KENDİ HİKAYELERİMİZ?

Her gün dijital ortamlarda saatlerimizi harcıyoruz. Peki bir yılda 106 günümüzü internette, 37 günümüzü de sosyal medyada geçirdiğimizi biliyor muydunuz?[1]  Bu hesaplama aslında yeni bir şeyler öğrenmek ve becerilerimizi geliştirmek için ayırabileceğimiz üretken zaman kaybına işaret etmekte. Günümüzün hızla akıp giden dünyasında kendimizin bir uzantısı haline gelen akıllı telefonsuz bir gün düşünülemez durumda. Ancak burada önemli olan soru şudur: Akıllı telefonsuz bir hayat düşünebilir miyiz? Bu sorunun cevabı 25 yıl önce öyleydik (!) olabilir. Facebook olmadan arkadaş edinilebiliyordu, Instagram hesabı açmadan tatil albümlerine bakılıyordu, mektupların hedefe ulaşması zaman almasına rağmen postalanmış mektupların kokulu sayfalarını açmanın sevinci eşsizdi. Gezegenin milyarlarca insanla dolu olması inanılmaz ama bugün dünyanın en büyük sorunlarından biri yalnızlık…

Ceplerimizde taşıdığımız bir ekrana dokunarak ulaşabildiğimiz yakınlarımız olmasına rağmen kalabalıklar içinde yalnızlığı çekiyoruz üzerimize. Arkadaşlarımızla kahve içerken, ailemizle yemekteyken onları daha az dinler daha az umursar olduysak dijital çağın rahatsızlıklarından birine biz de yakalanmışız demektir. Bu durum ‘Phubbing’ olarak adlandırılıyor. İngilizce phone ve snubbing kelimelerinin birleşimi ile ortaya çıkan bu kavram çevremizdekiler konuşurken telefonla ilgilenip konuşulanları önemsememe anlamına geliyor.

Küçük bir test yapmak gerekirse, bir arkadaşımızla buluştuğumuzu hayal edelim. Masaya oturduktan kısa bir süre sonra yer bildirimi yapıyorsak, fotoğraf çekip, düzenleyip çeşitli mecralarda paylaşıyorsak, paylaşıma gelen beğenilere ve yorumlara göz atmaktan geri kalmıyor ve bunlara ek olarak Whatsapp’tan gelen mesajlara cevap verirken bir yandan arkadaşımıza “dinliyorum seni, devam et lütfen” diyorsak phubbing etkisi sizi de sarmış demektir. Bu etkinin kalabalık bir arkadaş ortamında domino etkisi yarattığını da düşünürsek yanımızda konuşulanlardan, paylaşılan güzel haberlerden, sevinçlerden ve heyecanlardan bihaber o masadan kalkıp ayrılıyoruz…

Her dakika her saniye bir yenisi eklenen gönderilerileri, hikayeleri “aman bir şey kaçırmayayım” bakışıyla takip ederken arkadaşlığımızı ve zamanımızı tüketiyoruz. Ve böylece kendi deneyimlerimizi paylaşmaktan, ortak olmaktan, birlikteliğe dair her ne varsa hiçe sayarak kendi hikâyelerimizi yaşamaktan vazgeçiyoruz…

[1]“ We are social” ve “Hootsuit” tarafından hazırlanan “Digital 2019 in Turkey” isimli internet ve sosyal medya istatistiklerinden yararlanılarak hesaplanılmıştır.

 

 

Yazı Etiketleri
, , ,
Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Tuğçe Esin Pınarbaşı

PEKİ YA KENDİ HİKAYELERİMİZ?

Her gün dijital ortamlarda saatlerimizi harcıyoruz. Peki bir yılda 106 günümüzü internette,...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir