KENDİNİ BUL

İnsan en büyük zulmü kendisine yapar. En büyük vefasızlığı kendisine gösterir. Kimseye kıyamazken en acı verici hançerleri kendine saplar. Başkalarını kırmaktan kaçarken, en kırıcı sözleri kendisi için sarf eder. Kimseyi unutmamak, onlara vefa göstermek isterken aslında unuttuğu, göz ardı ettiği tek kişi kendisidir. En son ne zaman mutlu olmuştur, onu bile hatırlamaz. En son ne zaman katıla katıla gülmüştür. En çok neyi yapmaktan keyif alıyordur. Huzuru; nerede, kimde ve neyde buluyordur. Bunların hepsi cevapsız sorulardır. Kendi içine dönüp bakamamıştır ki çoğu zaman. “Ben kimim” diye sormaya fırsat bulamadan yeni bir fedakarlığın içinde bulmuştur kendini. “Ben” olamamıştır. Benliğini bulamamıştır. Hayatın keşmekeşinde, durup kendini dinleyememiş, hayattaki karmaşıklığı bir kenara bırakıp kendi iç sesini duyamamıştır. Duymak istediği zaman dışardan görünen veya görünmeyen eller onu durdurmuştur, onun hiçbir şeyi duymaması için kulaklarını tıkamıştır, gözlerini kapatmıştır.

Kendisi tüm bunlar olurken; beyninde, ruhunda, gönlünde fırtınalar koparken, bunları ifade edebilecek tek bir kelime bile bulamamıştır. Ya da konuşacak takati bulduğunda bütün kelimeler anlamını yitirmiştir sanki, anlamlı olan ne varsa her şeyi daha da anlamsız hale getirmiştir. “Hevesleri, beklentileri, erteledikleri, kursağında kalmış kelimeleri, kaçırılmış bakışları, gizledikleri, bitirilmemiş mektupları, susuşları ve istemsiz veda edişleriyle tamamlanmamış bir cümledir insan.” demiştir Tarık Tufan. Belki de insanın, koskocaman hayatını özetleyen birkaç cümledir tüm bunlar. İnsan en büyük zulmü kendisine yapar demiştim. Hayattaki çoğu şeyi yapma kudretine sahipken ne oluyor da her şeyden vazgeçebiliyoruz? Kasırgaları bıraktım, ufacık meltemlerle yerle bir olabiliyoruz çoğu zaman. Başkalarının mutlu olması için elimizden gelen çabayı sarf ederken, kendimize, neden bu kadar acımasız davranıyor; hayattaki imtihanlara karşı neden bu kadar savunmasız kalabiliyoruz.

Hayal kurarız çoğu zaman… Hayallerimizin arkasından koşmamız, hareket halinde olmamız gerekirken, azıcık mücadele edip sonra vazgeçiyoruz, ilk engelde her şeyi yok sayıp geri dönüyoruz. Ya da bazen her şeyi tam yapmış, zafere ulaşacakken aniden olumsuz bir düşüncenin esiri oluyoruz. Hakkımız olanı almak dururken, olumsuz olan duygunun esiri olup, kaybediyoruz bin bir emek verdiğimiz mücadeleyi. Ve birbiri ardına gelen karamsarlık bulutu karartıyor içinde bulunduğumuz hayatı. Bir çıkış noktası, bir ışık arıyoruz çıkmak için. Kendimiz dışında herkesin umudunu diriltmeye yardımcı olurken bir kendimize faydamız olmuyor. Ve sadece biz kayboluyoruz o hayatın içinde. Bizim dışımızda ne varsa hepsi kaldığı yerden devam ediyor hayatına. Bizi bunca olumsuz duygunun içinde bırakan nedir? Neden düştüğümüzde toparlayamıyor, kaldığımız yerden devam edemiyoruz? Neden başkalarının bizi ayağa kaldırmasını bekliyoruz? Biz herkese umut oluyoruz da kendimiz dışında kimsenin bize yar olamayacağını bildiğimiz halde hala neden birinin bize ışık olmasını bekliyoruz? Hevesimizi kim kaçırdı, beklentilerimize kim cevap vermedi? Kim bizi hayatımızın baharında iken, yaşamaktan yorulan insanlar haline getirdi ve kim kendimize bu zulmü yapabilmemiz için önayak oldu? İnsan hayallerinden kaç yaşında vazgeçtiyse aslinda hep o yaştadır. Kaç yaşında vazgeçtik hayallerimizden? Bizi her şeyden, herkesten, hayallerimizden, yaşama sevincimizden, isteğimizden vazgeçiren kimdi, neydi? Tüm bu cevapsız soruları bir kenara bırakıp gel bir anlaşma yapalım seninle… Zümrüdüanka kuşu gibi küllerimizden doğalım yeniden. Külleri yaramıza tuz edip yaralarımızı iyileştirelim. Düştüğümüzde kalkalım kanayan dizimize, merhemi biz sürelim. Başkalarını iyileştirmek için verdiğimiz çabayı bu defa biz kendimiz için verelim. Heveslerimizi, beklentilerimizi, ertelediklerimizi, kursağımızda kalmış kelimeleri, kaçırılmış bakışlarımızı, gizlediklerimizi, bitirilmemiş mektuplarımızı, susuşlarımızı, istemsiz veda edişlerimizi ve tamamlanmamış cümlelerimizi olduğu yerde bırakalım.

Hayatta hiçbir zaman tam bir şey yoktur. Hayat yarım kalmış şeylerden ibarettir. Bırakalım yarım kalsınlar. Bu da hayatımızın esprisi olsun. Hatta onları tablo yapıp asalım baş köşemize; her baktığımız da canımız acısın, acısın ki kaybettiklerimizin farkına varıp elimizdekilerin kıymetini bilelim. Kaybettiklerimiz geri gelmez ama yeniden başlarsak başka bir surette bize dönecektir buna inanalım. Yeniden yaşama tutunalım. Tekrar hayal kuralım. Hareket, berekettir derler. Kurduğumuz hayallerin ardından tekrar mücadele edelim. Çok isteyelim ama bu defa gerçekten isteyelim. Yeterince ister ve çaba sarf edersek dünya onu bize altın tepside sunacaktır inanalım. Gerçekten ister ve buna çok inanırsak yeniden iyileşebiliriz. Yeterince isteyemez, inanmazsak başladığımız ve kaybettiğimiz noktaya geri döneriz. Başkaları isteyip, mücadele edip ulaşırken; biz yine çaba harcayıp vazgeçersek, sadece yorulduğumuz ile kalacağız ve bir zulüm daha ekleyeceğiz kendi hanemize. Bir karanlığın içine daha düşeceğiz. Bu defa olumsuz ne varsa çıkaralım hayatımızdan. Dış etkenlere kulağımızı tıkayıp, gözümüzü kapatalım. Bunu yapabiliriz, bunu yapmamız gerek bir değirmen olup benliğimizi öğütmekten vazgeçelim. Bu defa toprak olalım, tohumu kendimiz ekelim, suyunu kendimiz verelim ve tekrar yeşerelim, gerekirse yeşertelim. Bu güne kadar sadece kendimiz dışındakileri iyileştirmek için çabaladık kendimize kör kaldık. Önce “can” sonra “canan” derler kendimiz iyileşmeden başkasını iyileştiremeyiz. İyileşelim sonra yine iyileştiririz… Sadece biz yapabiliriz bunu, bizim dışımızda hiçbir şey, hiçbir kimse bize yapamaz.

Ne olur bundan sonra bunu yapalım. Bu dünya imtihanlardan oluşuyor. Bir imtihan bitecek diğeri başlayacak. Hiçbir zaman tam bir mutluluk olmayacak, hep imtihanla geçecek ömürlerimiz. Ve her kaybettiğimiz imtihanın ardından bir duvarın dibine çöküp küsemeyiz her şeye… Nefes aldığımız sürece devam edeceğiz yaşamaya… Haydi şimdi kalkalım yine yeniden yaşam kırıklıklarımızı eritip yeni bir “ben” oluşturalım. Bu defa kendimize yaptığımız zulmü durduralım…

Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Perihan Sağır

KENDİNİ BUL

İnsan en büyük zulmü kendisine yapar. En büyük vefasızlığı kendisine gösterir. Kimseye...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir