HAYALLERE DOĞRU

Her defasında ipleri birbirine dolayıp da elimde tutamadığım bir uçurtma misaliydi içimdeki masmavi gökyüzüne saldığım pembe hayallerim… Ya ben beceriksizdim ya da rüzgâr çok hoyrattı…  Heybemde iki büklüm taşıdığım umutla, ağır aksak ilerlediğim hayatta güz güneşi vurdu yüreğimin bir köşesine… Ilık bir esinti sıvazladı yüzümü…

İnsanların öbek öbek gelip, alelacele çıktıkları bir yer olur bazen yüreğim. Ama bu da kalp, han değil ki sonuçta… Beğenenler kalıcı yerleşirken, beğenmeyenlerin döküntülerini toplamaktan değer vermem gerekenlere yetişemez oldum.

Hayal dünyamın gariban bir vatandaşıyım ben işte… Hayatta olmayan şeyleri ta gözümün içine soktuklarından beri orada barınıyorum. Benim yaşamam için dayatılan, oynamak zorunda bırakıldığım bir senaryonun baş rolündeyim. Kimseye kızmaya hakkım da yok aslında… Hayatımdaki şeyler patlak bir ampul gibi görünür iken, ben onlara güneş gibi davranılmasını bekledim.

Bazen de yasak bir alfabe gibiyim. Sürgün edilmiş bir kişi, kilit vurulmuş bir kapı, yakılmış bir orman, barınağa hapsedilmiş bir masum, yalnızlığın içinde kaybolmuş bir kalabalık, çocukluğunu yitirmiş bir öksüz… Özgürlüğüne prangalar vurulmuş, istikrarlı bir hayata mahkûm… Ha var, ha yok gibi…

Bir düşünce bulutundan yağmur gibi yağarken duygularım, yüzümde oluşan derin çizgilerin şeklini alıyor hayal damlalarım… Naifçe salınan gönül bahçemin çiçekleri için katreleri avuçlarıma doldurup yudum yudum içirdim susamışlığıma… Can buldu tüm cesaret tohumlarım. Filizlenmeye başladı yeni yetme umutlarım…

Hayallerinden köşe bucak kaçıp, benliğini bundan arındırmaya çalışırken zaman ne kadar da çabuk geçiyor. Bırak! Ulu orta yaşa tüm sana ait güzelliklerini… Sadece “benim” dediklerin dünyanda can bulsun.

İskender Pala’nın da dediği gibi; “Geçip gitmekte ömür… Umutlar hep yarın, yarın, yarın! Tükenen zamanı dolduruyor hep kuru kavgalar, boş didişmeler, faydasız gürültüler… Aklını başına al kardeş!. Günü, bugün say; ölüm ki kaşla göz arasında, ölüm ki dudakla söz arasında…”

Bak, bir günün daha belki sonuna geldin. Belki de yeni başladın sabaha… Ama bunun da bir bitimi var elbet. Bomboş hayatın sokaklarında düşüp kalmaktansa; oku, oku, oku! Ve diğer bir kural da; düşün, düşün, düşün!

Böyle geldim ve böyle gideceğim zihniyetiyle değil de, böyle başladım ama farklı bitireceğim bu yaşamı düşüncesiyle ilerlemek önemli olan.

Velhasıl kelam; hayatı incir çekirdeğini doldurmayacak kadar küçük görüp yaşama!.. İnsan da kendince bir incirdir. Çekirdeği ise kalbi… Bak bakalım incir çekirdeği küçüklüğündeki yürekten insan bazen neler çekiyor ya da ne zorlukların altından kalkıyor. İnsan düşüncelerinin koynunda dinlendikçe demleniyor. Ve en büyük öğretmen olan hayatı yaşadıkça öğreniyor.

Adım adım ilerlemeye ve öğrenmeye devam… Yerdeki hiçbir çakılın sizi düşürmesine izin vermeden, yolunuza devam edin. Hayatın istikameti sizin elinizde olsun yazı dostlarım selametle…

İSTİKAMET HAYALLERE…

Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Büşra Yeşilbağ

GÖZ DELİĞİ

Gönlüm bir güruh vakti… Elimden avucumdan kayıp, kızıllığın ardında kaybolan sevdiklerimin arkasından...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir