ESKİ RAMAZANLAR FAST FOODLAŞMAYA YENİK DÜŞTÜ!

Bu sayımız yayınlanırken Ramazan ayının içerisinde olmamız vesilesiyle yazının konusunu da bu minvalde belirledim.

Ramazan ayını ben çok severim, çok farklı bir manevi huzur kaplıyor içimi. Hani artık dışarıda pek o manevi iklimi hissetmesek de yine de hisseden için farklı bir iç huzur veriyor gönüllere…

Bir de her Ramazan ortaya çıkan, artık karikatürlere ve skeçlere konu olan bir klişe var: ‘Nerede o eski Ramazanlar?’ kendi çıkarımlarıma gözlemlerime göre o eski Ramazanlar ‘fast foodlaşmaya’ yani hazırcılığa yenik düştü maalesef.

Klişelerden ziyade kendi küçüklüğümden hatırladıklarımdan yola çıkacak olursam;

– Ramazan için farklı bir hazırlık, telaş olurdu. Tüm aile bir uğraş içindeydi, ailecek sohbet edilerek veya televizyondaki iftar programlarında hocaların sohbeti dinlenerek beklenirdi.

– Ramazan’da akrabalar, komşular davet edilir veya davete gidilirdi. Sofra kalabalık olmazsa tadı çıkmazdı o iftarların.

–  Camilere yaşlı, genç herkes gidip mukabele dinlerdi, cüz okurdu Yani her şey dolu dolu yaşanırdı, herkes Ramazan ayını tüm ruhuyla yaşardı. Çocuktan yaşlıya herkes Ramazan ayına yönelik görevini, rolünü daha bir güzellikle yerine getirirdi.

Şimdiye bakacak olursak Ramazan ruhundan, huzurundan her yerde bahsediliyor ama hiç o hissi yaşayamıyoruz. Çünkü hayat tarzları değişmiş, yaşamlar yeni teknolojilere entegre olmuş durumda. İnsanlar iş telaşından, hayatı çok hızlı yaşama isteğinden dolayı hayattaki güzel detayları maalesef kaçırıyor.

Her zaman maddi hedeflere odaklanıp hayatın güzelliklerini yaşayamıyor insanoğlu. Çünkü hız çağındayız, fastfood çağındayız. Yeme, içme, eğlence, uyku ve diğer ihtiyaçları hemen aradan çıkarıp asıl hedef için daha fazla çalışmaya odaklanıyoruz.

Sormak lazım o hedefine ulaştıktan sonra, çok zengin olduktan sonra, istediğin her makama ulaştıktan sonra ne olacak? Sonunda öleceğin hayatı güzel yaşamaya baksana be insanoğlu…

Sözün özü şu ki Ramazanın heyecanı ve maneviyatı da fast foodlaşmaya yenik düştü ve maalesef oruç tutmayanlar için bile değerli olan bu muntazam ay artık normal bir zaman dilimine dönüştü.

İnsanlar artık 16 saat yemeden, içmeden durup iftar açmanın derdinde sadece. O güzelliği, maneviyatı belki yaşlılar bir nebze yaşıyor ama genel olarak uhrevi bir ortam olmadığı için muhakkak bir yanı eksik kalıyordur.

Yani her sene yapılan ‘Nerede o eski Ramazanlar’ klişesine cevaben; Ramazanlar bir yere gitmedi ve her yıl on gün öne çekilerek geliyor ama artık eski insanlar yok. İnsanlık artık duyguyu, maneviyatı değil maddeyi ve dünyalık hedeflerini ön planda tutuyor.

Asıl soru şu olmalı: ‘NEREDE O ESKİ İNSANLAR?’

Yazı Etiketleri
, , ,
Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Numan Babacan

NEDEN SEVMEYİ BECEREMİYORSUNUZ?

Bazen cümleye en sonda söylenecek şeyi en başta söyleyerek başlamak gerekiyor. Çünkü...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir