DİNLE BENİ ERKEK!

Dinle beni, erkek! Beni, kadını, bir kez olsun, can kulağıyla dinle! Bilinen yanlışları doğru yapabilme umudum sönmeye yüz tutmuş bir mumun ışığı kadar zayıf ama yine de söylemeliyim sözlerimi. Anlamanı kolaylaştıracaksa, “BEN ARTIK YAŞAMAK İSTİYORUM” diye haykırmalıyım hatta!

Elini kaldırmadan, sesini yükseltmeden önce, içindeki egoyu, erki benim üzerimde tatmin etmeden önce bir kez olsun düşün! Seni de bu dünyaya bir kadın getirdi. Üstelik o kadın da büyük ihtimal senin baban, büyükbaban, amcaların ve benzeri erkeklerin şiddetine defalarca maruz kaldı. Şiddeti genlerine işlenmiş gibi normalleştirme, gör artık ben yaşayamıyorum!

İçimdeki fırtınanın önünde duramayacaksan, bari bir parçası olma! Düşün, sırf kız çocuğu olarak doğduğu için eğitimsiz bırakılan, vücut metabolizmasındaki iki damla kan için dünyalar yakılan, tecavüze bile uğrasan hasır altı edilen, susturulan sen değilsin.

Sözü ne zaman yükselecek, belki bir düzeni iyiye doğru değiştirecek olsa “eksik etek” diye kenara itilen, sessizleştirilen sen değilsin.

Okumayı, kendini geliştirmeyi başarsan, bir iş bulmaya geldiğinde “bu yakında evlenir, bir de çocuk yapar bizi yarı yolda bırakır” diye işverenlerin tercihi olmayan sen değilsin. Keza şanslı olup iş bulabilsen eşit işe eşit ücret kavramından fersah fersah uzak tutulan da sen değilsin.

Karnında dokuz ay senin çocuğunu taşırım ben. Bir kez olsun gocunmam. Sabahlara kadar uykusuz kalır, senin soyunu devam ettirmesi senin için fevkaladenin fevkinde önemli olan çocuklarını büyütürüm. Bütçemizde sözüm olsun diye iş hayatında yer bulabildiğim kadar çalışmaya çalışırım. Tabii terfiler, iş teklifleri beni hep teğet geçer, aklım hep çocuklarımızda olduğundan, gözlerimin etrafındaki uykusuzluk halkalarını bazen makyajla bile kapatamadığımdan…

Evini yuva yaptığımı unutur, önüne yemek koyduğumu unutur, arkanı topladığımı, sana hijyen sağladığımı unutur,  geleceğine açılan kapının benim rahmimden geçtiğini unutur, onca emeğimi bir kenara elinin tersiyle iter “bugüne kadar ne yaptın ki sen?” diye sorarsın bazen… Hayatında yolunda gitmeyen ne varsa dolaylı veya doğrudan beni suçlarsın. Sinir uçlarının okları hep benim kalbime saplanır.

Oysa kahkahası bile içinde patlayan sen değilsin. Akşam karanlığa kalsan eve varana kadar başına neler gelebileceği aklına geldikçe panik atak yaşayan sen değilsin. Ne giyeceğini, ne söyleyeceğini, nerede ne zaman bulunacağını defalarca kafasında ölçüp tartmak zorunda olan da sen değilsin. Başına en ufak bir şey gelse, arkanda durmak yerine kendi ailenin bile sırtını dönmesi sonucu yapayalnız bırakılan da sen değilsin. Sen bana fiziki üstünlüğünü kullanıp vurmasan da, ben şiddete sürekli olarak uğruyorum zaten.

Kadınım ben, senin kölen olarak yaratılmadım. Arkandan gelmek değil, yanında, el ele, seninle uyumlu olarak yürümek istiyorum. Bu çok mu zor?

Evimizin her yerine aynalar astım. Bana ne zaman el kaldırmak geçerse aklından, aynada kendi gözlerinin içine bak bakabiliyorsan ve şu gelsin aklına: erkek olmakla adam olmak arasında çok büyük bir fark var!

Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Nurcan Soares

KENDİNE İYİ BAK

Bir süredir gündelik yaşamın bildiğimiz düzende gitmediği, algılarımızın normal saydığı birçok kavramın...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir