“AFYONU PATLAMAK” ÜZERİNE…

Günümüz toplumunda kişinin uykusunun açılmadığı durumlarda kullanılan “Afyonu patlamamış” deyimi aslında sanıldığı gibi uykuyla alakalı bir deyim değildir. Sanırım kişinin uykusuz olduğu zamanlarda oluşan sinirsel bozukluğuna atfen şu an bu anlamda kullanılmaktadır. Çünkü Osmanlı Devleti’nin hüküm sürdüğü dönemlere baktığımızda bu deyimin başka manalarda ve başka durumlarda kullanıldığını görürüz.

Afyon, olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerinin özel bir bıçakla çizilmesi sonucu sızan süte benzer sıvının güneşte katılaşıp esmerleşerek oluşturduğu ve içinde morfin, kodein gibi uyuşturucular bulunan bir madde; güçlü bir zehir olmakla birlikte, hekimlikte ağrı kesici, uyuşturucu ilaçlarda kullanılır.

Bilindiği gibi Osmanlı Devleti’nde, devletin kanunları dini esaslara dayanırdı. Yani o dönemin insanları devletin kanunlarına uyarken aynı zamanda dini esaslara da dikkat etmekteydiler. Bunun yanında insanların üzerinde bir de mahalli baskılar vardı. Yani devlet kanununa uymamak; insanı hem vicdani rahatsızlığa itiyordu hem de mahalle baskısı altında bırakıp insana başkasının gözünde kötü insan izlenimi verdirtiyordu.

Osmanlı döneminde afyonkeşlerin çoğu âlim ve dini bütün olan insanlardan oluşmaktaydı. Afyonu yutan ulema daha sonra cila niyetine şekerli kahvesini içer ve kafasını demlerdi. Bu kafa demleme işi, bizim bildiğimiz anlamdaki sarhoşluk seviyesinde değildir. Fakat afyonun tiryakilik özelliği olduğundan dinen caiz değildi. Âlimler bunu bilirdi fakat dinin diğer vazifelerini yerine fazlasıyla getirdiklerini düşündüklerinden tiryakiliklerini ufak bir kaçamak olarak görürlerdi. Normal zamanlarda halk tarafından kötü alışkanlık olarak görülen afyon içimi, bir şekilde bertaraf ediliyordu. Fakat Ramazan ayı gibi özel günlerde ise işin rengi değişmekteydi. Tiryaki, hem afyon ihtiyacını giderecek, hem mahalle baskısından kurtulacak hem de dini gerekliliği olan oruç tutma ibadetini icra edecek bir çözüm yolu aramış ve bunu bir hile ile yapmıştır.

Gece sahura kalkan tiryaki sahurunu yapıp, ezan okunmadan önce kalın ve sert asma yaprağına afyonu sarar ve çiğnemeden yutardı. (Burada asma yaprağı konusunda başka bir rivayet daha var o da yaprağa değil, afyonun koyun derisine sarılıp yutulmasıdır.) Vücudunu fazla sarsmadan namazını kılan tiryakiler uykuya dalarlardı. Sabah uyandıklarında afyon alamadıkları için çok sinirli ve asabi olan tiryakiler, midelerinde duran afyonun mide enzimleri ve asitleri sayesinde patlamasıyla rahatlarlardı ve hoş olurlardı. Tiryaki böylece hem oruç ibadetini yerine getirmiş olurdu hem de akşama kadar afyon ihtiyacını gidermiş olurdu. Burada tiryakiyi zorlayan tek şey cila niyetine normal günlerde afyonun üzerine içtiği şekerli kahveyi ramazan ayında içememesidir.

O dönemden günümüze kadar gelen bu deyim, günümüzde afyon yutulmasının pek yaygın olmamasına karşın hala insanlar arasında kullanılmaktadır. İnsanların sabah uykusuzluktan ötürü sinirli veya asabi oluşlarına atfen söylenen “Afyonu patlamamış” deyimi köken olarak Osmanlı’ya dayanırken şimdilerde de dilden dile söylenmeye devam etmektedir.

Yazı Etiketleri
,
Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Mehmet Karaçalı

YENİ BİR BAŞLANGIÇ

  Hz. Ali demiş ki: Herkes işin sonundan korkar, biz ise işin...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir