“Sapere Aude !”

Ben kimim?

Ne istiyorum?

Şuan ne yapıyorum?

İstediğim bu değilse ne yapabilirim?

Belki de belirsizliklerin netleşmesinin ve içsel huzurun ferahlığa dönüşmesinin önünü açan sorulardır. Soruları kendimize yöneltmek zordur ama bir o kadar da gereklidir. Konforumuzu bozmamak uğruna gerçeklere gözümüzü kapatabiliriz. Yaşanmamış sayabiliriz. Zamanı geri alamadığımız gibi olmuş bir şeyi olmamış hale döndüremeyiz. Konfor yerine gerçeği bilme, görme cesaretidir aslolan. Tıpkı aydınlanmayı başlatan içteki rahatsızlıklar gibi.

Soru sormaya başladığımızda fark etmeden kendi içsel aydınlanmamızı yaşamaya başlıyoruz. Anlıyoruz ki görünenle öz arasındaki ayrım insanın kendisi içinde geçerli. Çizdiğimiz sınırlar, yansıttığımız yüzümüz, söylediğimiz sözler. Özümüz mü? Yoksa zorunluluklarımız mı? İçsel yolculuğu yapabilmek bu yüzden önemli.Bir gölgenin insana benzemesi onun bir insan gölgesi olduğu anlamına gelmez. Belki ışığın yansıması belki de rüzgarın bir oyunudur. Bakmadan, görmeden, fark etmeden bilemeyiz.Bilmek içinde cesaret etmek gerekir.

İlk kez Latin şair Horatius tarafından kullanılan, Aydınlanma çağıyla da özleşleşen“SapereAude!Bilmeye cesaret etmek anlamına geliyor. Bilgi her çağ için bir güç olmuştur, insan içinde bir güçtür. Gücün kullanımı ise başkasının fikirlerine biat etmekten, kendi aklını başkasına emanet etmekten hem çok uzaklarda… Bir o kadar da yakında ve içimizde…

Yeter ki bilmeye cesaret edelim.

Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Tuğçe Esin Pınarbaşı

İlk Merhaba…

Merhaba sevgili yol arkadaşım, Uzun bir yol olmasını dilediğimiz serüvenimizin ilk seferini...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir