İstikamet bağımsızlığa!

Bağımlılık denince genellikle aklımıza ilk olarak alkol, uyuşturucu, eroin, kokain, ilaç gibi “madde” bağımlılıkları gelir.  Daha düne kadar bir gün gelecek hepimiz bağımlı olacağız deselerdi ya güler geçerdik ya da “o nasıl söz öyle” diyerek kızardık.  Öyle bir zamana geldik ki neredeyse yediden yetmişe hepimiz “davranışsal” bağımlı hale geldik. Peki, nedir davranışsal bağımlılık? Bilgisayar bağımlılığı, akıllı telefon bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı, bilgisayar oyunu bağımlılığı gibi alt başlıkları sıralayabiliriz.

 

Toplum olarak öyle bir hale geldik ki otobüste, tramvayda, dolmuşta, hatta araç kullanırken kırmızı ışıkta beklerken üç beş saniye içinde “akıllı” cep telefonumuza bakmadan edemiyoruz.  Masa başında ya da sahada çalışırken hatta Camide bile hoca vaaz verirken sosyal medyadan kopamıyoruz.  Teknolojik ürünümüze ulaşmadığımız zaman yoksunluk hissediyoruz.  Bazen öğrencilerime soruyorum; “sabah evden çıktınız, yolda giderken bir anda cep telefonunuzu evde unuttuğunuzu fark ettiniz. Ne hissedersiniz? Ne yaparsınız?” Aslında cevabı biliyorum, en azından tahmin ediyorum. “Hocam, okula ya da gideceğimiz yere geç kalacağımızı dahi bilsek, geri dönüp telefonumuzu alıyoruz.  Cep telefonumuz olmadan bir uzvumuz eksik hissediyoruz….” ve benzeri cevaplar….

 

Aslında teknolojiyi bağımlılık haline dönüştüren yine biziz hatta bazı uzman görüşlerine göre teknoloji bağımlılığının tedavisi uyuşturucu bağımlığından daha zor olabilmektedir. Bunun nedeni ise cep telefonlarımızın gündelik yaşantımızın bir parçasına dönüşmesi ve çok kolay ulaşılabilir olmasıdır.  Yalan dünyanın sanal dünyası diye tabir ettiğimiz özellikle sosyal medyaya gereğinden fazla zaman ayırmamız hatta bu sanal dünyadan arta kalan zamanlarda asıl görevimiz olan işlere çok az vakit ayırmamız birçok sıkıntının yanında fiziksel, psikolojik ve sosyal sorunlara da yol açabilir.  Bazıları için bağımlılık öyle bir hale gelmiş ki bu durumun en somut göstergesi 2012 yılında Bakırköy Prof. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi’nde açılan İnternet Bağımlılığı Polikliniğidir.

 

Konferanslarımda ya da katıldığım toplantılarda bu konuda kaygılı ve duyarlı olan ebeveynler soruyorlar; “Hocam, çocuklarımızın bağımlı olmalarını nasıl engelleyebiliriz ya da bağımlılıktan nasıl kurtarabiliriz?” Bugüne kadar edindiğim tecrübelerime, gözlemlerime ve bu konuda okuduğum kaynaklara göre birikimlerimi şöyle sıralıyorum;

Çocuklarınızın arkadaşları ile doğal yollardan görüşmelerini sağlayın; onların yetenek ve ilgi alanlarına göre spor dallarına yönlendirin; sanal dünyadaki arkadaşlarını tanıyın; akıllı telefon, tablet, bilgisayar gibi teknolojik aletleri onları susturmak için asla kullanmayın; kontrolsüz ve uzun süre internet kullanmasına izin vermeyin; ekran başındaki çocuğunuza yemek içmek gibi şeyleri servis yapmayın, sizinle birlikte yemek yemeye yönlendirin; doğa gezilerine çıkın ve belki de en önemlisi anne baba olarak davranışlarınızla örnek olun.

 

Elimizde cep telefonumuz ile ya da sürekli olarak televizyonun karşısında vakit geçiren bir ebeveyn olarak nasihatlerimizin hiçbir etkisi olmayacaktır.  Rahmetli Babamın çok kullandığı bir söz vardı; “Görgülü kuşlar gördüğünü işler” diye, dolayısı ile öncelikli olarak biz büyüklerin örnek olması, saydığımız tüm bu önerileri kendimizin de uygulaması gerekiyor.

 

Çok kısa bir hikâye ile sözlerime son vermek istiyorum; Annesi evladına; “Attığın adımlara dikkat et evladım, adımlarını doğru at” diye nasihat ediyor.  Evladı ise annesine; “Anneciğim asıl sen attığın adımlara dikkat et, ben senin adımlarını takip ediyorum” diye karşılık veriyor.

 

İstikamet nereye? İstikamet bağımsızlığa!

 

Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Yağmur Küçükbezirci

‘BİLİNÇALTI MESAJLAR YENİ DÜNYA DÜZENİNİN GİZLİ SİLAHIDIR’

Doç. Dr. Yağmur Küçükbezirci ile uzun yıllardır üzerinde çalışmalar yaptığı ve çalışmalarını...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir