GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE OYUNLAR: ÇOCUKLAR NE YAPSIN?

Gelişen teknolojinin insanoğluna her geçen gün artarak sağladığı nimetleri, kolaylıkları gördükçe akranlarımız ile sohbet ederken “dünyaya erken gelmişiz, keşke biraz daha geç gelseydik” sözlerini bolca duyarız.  Ancak gelişen teknolojinin sonunun olmadığı gibi “dünyaya ne kadar geç gelirsek gelelim” her bir alanda değişime yetişmenin imkânı yoktur diye düşünüyorum.  Bizden önceki neslin de buna benzer sözler söylediği aşikâr.  Ancak ben her devrin kendine özgü güzellikleri olduğunu hatta bazen gelen günün, geçen günü arattığını sürekli olarak sohbetlerimde dile getiririm.  Bu konuda değişimini olumsuz olarak gördüğüm belki de en önemli konulardan biri çocuklarımızın oynadıkları oyunlar.  Oyun demek çocuğun hem fiziksel hem zihinsel gelişimi demek; oyun demek ekip ruhunu öğrenmek demek; oyun demek çocuğun paylaşımı öğrenmesi demek….

Bizim zamanımızda sokak aralarında top oynar, farklı oyunlar icat eder, bisiklet ile sabahtan akşama kadar mahalleleri gezip keşifler yapardık. Oynadığımız oyunlara eklemeler çıkartmalar yapar, kuralları kendimiz belirlerdik ancak “gelişen” ve değişen çağ ile birlikte bu oyunlar unutulup, yok olmaya yüz tutarken teknolojinin çocuklarımıza bahşettiği oyunlar her geçen daha da yayılmacı bir politikayla zihinlerini işgal ediyor.  Birçok anne baba ise çocuğunun evde, odasında güvenli bir şekilde bilgisayarının, tabletinin ya da akıllı telefonunun karşısında oyun oynadığını hatta küçük yaştaki çocukları oyunda seviye atladıkça çocuklarının ne kadar zeki olduklarını düşünmektedirler.

Peki, bu bilgisayar oyunlarında çocuklarımızın tertemiz zihinlerine neler yerleştirilmeye, neler kazınmaya çalışılmaktadır?  Ne gibi talimatlar verilmektedir?  Sandığımız kadar güvenli midir?

Dilerseniz bayağı bir geçmişten gelen Grand Theft Auto (GTA) yani Büyük Araba Hırsızlığı oyunundan başlayalım.  Oyunun isminden de anlaşılacağı üzere ilk görev araba hırsızlığı ile başlıyor ve ilerledikçe, günün hâsılatı bolca puan toplayarak adam öldürmek, çete savaşları, şiddet, cinsellik, para karşılığı ilişki, kadın tüccarlığı ile devam ediyor…

İnternet üzerinden karşı taraf ile eşzamanlı bağlanılarak oynanılan oyunlarda ise karşı taraftaki art niyetli kişi kamera üzerinden görüşme yapmak isteyip, çocuklarımızın görüntülerini alabiliyor. Ardından bazı bilgisayar programları ile çocuğun fotoğrafını uygun olmayan bir yere yerleştirerek tekrar çocuğa gönderiyor ve bir yere buluşmaya çağırıyor. Şayet çocuk oraya gitmeyi reddederse montaj yaptığı fotoğraf ile tehdit ediyor. Bu şekilde kandırılan çocuklarımız istismara açık hale getirilebiliyor.

Moorhuhn Winter isimli oyunda ise oyuncular silahla ateş ediyor, ateş ettiğinde Camii’yi vurduğunda artı puan alırken, yine aynı oyunda yer alan Kilise’yi vurduğunda eksi puan alıyor.  Bu oyunda bir taraftan İslamofobi yansıtılırken, diğer taraftan dinler arası çatışma normalleştiriliyor.  Hâlbuki herkes kendi inanışında serbesttir ve tüm semavi dinlere göre diğer dinin tapınaklarına, kutsalına zarar vermek yasaklanmıştır.  Benzeri bir diğer İslamofobi yansıtan oyun ise Bye Bye Mosque yani Güle Güle Camii bilgisayar oyununda namaz kılmaya giden cemaat ya da minarede ezan okuyan müezzin vurulduğunda artı puan alınıyor.

Şiddet, adam öldürme, korku vb. çocuk gelişiminde birçok olumsuzluğun yer aldığı ve erişimine hiçbir engelin bulunmadığı sözde eğlencelik bilgisayar oyunlarında +13 gibi uyarıcı işaretlerin bulunmasının, bu oyunları daha çekici hale getirdiği de ayrı bir tartışma konusu olabilir.

Testere korku filminden uyarlanarak yapılan Testere isimli bilgisayar oyunundan etkilenen ve arkadaşını öldüren, kendisini de bıçakla ağır yaralayan 16 yaşındaki lise öğrencisinin bölümleri geçmek için karşısına çıkan her şeyi testere ile kesmeye odaklanması burada anlatmaya çalıştıklarımızın önemini bir kez daha artırmaktadır.

Henüz Türkiye’ye girmeden ve yaygınlaşmaması için sürekli olarak gerekli uyarıları yaptığımız Rusya menşeli Mavi Balina isimli bilgisayar oyunu ise intihar etmeye yönlendiriyor.  Bu oyunda grup yöneticisi tarafından üyelere 50 gün boyunca verilen akıl almaz görevler içerisinde; kendine zarar vermek, korku filmleri izlemek, olur olmadık saatlerde uyanmak var.  Gittikçe seviyenin artırıldığı görevlerin sonuncusu ise oyuncuyu intihara sürükleyen görev…  Kasım 2015 tarihinden Nisan 2016 tarihine kadar Rusya’da 130 gencin intiharı ile ilişkisi olabileceği sebebiyle soruşturulan bu oyun Kırgızistan’da iki genci intihara sürüklediği gerekçesiyle bakanlık tarafından incelemeye alındı. Ülkemizde de birçok olumsuzluklar yaşanmasına neden olan Mavi Balina oyununa karşı yetkili kurumlar tarafından çok geç olmadan önlemler alınmalıdır.

Son günlerin en popüler oyunu haline gelen ve yediden yetmişe birçok kimsenin başını ekrandan kaldırmadan saatlerce oynadığı PUBG isimli oyun ise şiddete yönlendirebiliyor ve “yaşamak için öldür” mesajı bilinçaltlarına yerleştiriliyor.

Burada dile getirdiğimiz tüm bu olumsuzluklardan dolayı ekranları, bilgisayar oyunlarını kullanmayalım, yok edelim demek gibi amacımız kesinlikle söz konusu değildir.  Madem yediden yetmişe hayatımızın her noktasında ekranlar var, gelin batıl’ın oyununu bozalım ve ekranları eğitici, yapıcı, zihinleri güzel duygular ile besleyen “milli” bilgisayar oyunlarımız ile dolduralım.

Aksi takdirde, oyun alanlarını yok ettiğimiz, bilgisayar oyunlarına karşı alternatif sunmadığımız, modern şehir hayatı dediğimiz keşmekeşin içinde sıkışıp kalan Geleceğimizin Teminatı Çocuklarımız ne yapsın?

 

Doç.Dr. Yağmur Küçükbezirci

Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi

İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü

 

Yazı Etiketleri
, , ,
Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Yağmur Küçükbezirci

İstikamet bağımsızlığa!

Bağımlılık denince genellikle aklımıza ilk olarak alkol, uyuşturucu, eroin, kokain, ilaç gibi...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir