BEN, SEN, O İÇİMİZDEN BİRİ: YAPAY ZEKÂ

Makinelerin kas gücü gerektiren eylemlerde yaygın kullanımının artık yadsınmadığı günümüzde düşünce gerektiren işlerde yer almaları ise bireylerin karmaşık duygular hissetmesine neden oluyor. Yapay zekâ sistemlerinin temelini oluşturan araçların, insanlar gibi düşünce üretmesi ve davranışlar sergilemesine dayanan teknoloji, akıllara pek çok soruyu da beraberinde getiriyor. Yapay zekâ teknolojisinin bazı noktalarda insanüstü bir seviyeye ulaştığının altını çizen haber metinleri de bu kaygının tetikleyicilerinden. Yapay zekâlı robot spiker[1] örneğinde olduğu gibi yapay zekâ gazetecilerin yerini alacak mı? sorusunu diğer meslek dallarına genellemek mümkün. Bu tür zihin açan soruların yanıtını aramak ve anlamak ise bilimsel bir bilgi birikimi ile aynı zamanda yorumlama becerisini de gerektiriyor.

Yapay zekâ kavramı ile hangi düzeyde olursa olsun ilgilenenleri hedef alan “50 Soruda Yapay Zeka” isimli kitap, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Cem Say tarafından “Sözelcileri kaçırmadan, matematikçileri sıkmadan, annelerimize hitap eden, her evde bulunması gereken bir kitap” söylemiyle gülümseten bir sloganla kaleme alınmış. Yazar, yapay zekâ sistemlerinin teknik alt yapısını, gelişim sürecini, ortaya çıkardığı felsefe temelli tartışmaları, olumlu ve olumsuz etkilerini akıcı bir dille ele alıyor. Bu kitabı diğer yapay zekâ kitaplarından ayıran özellik ise kitapla rafta ilk karşılaştığınız anda kapağında beliriyor. Kapakta, diğer yapay zekâyı konu alan kitaplar gibi teknolojik kötümserliği barındıran robotik çizimler yer almıyor. Aksine yazarın kızının cep telefonundan çizdiği bir resim okuyucuya sunuluyor. Bilgisayar ve genç bir kızın karşılıklı düşünme sürecini gösteren baloncuklar, makineler düşünebilir mi? Sorusuna içten içe cevap aramanıza neden oluyor. Kitabın diğer bir ilgi çeken özelliği ise kapağın tasarımında ve yazımında bilgisayar kullanılmamış olması.[2] Yazar bütün bölümleri cep telefonundan yazarak doğal bir sohbet formunda 5 temel bölümde ele alıyor. “Yapay Zekânın Tohumları” başlığının verildiği ilk bölümde, konunun matematik ve mantık ile ilgili kısımlarının anlaşılmadan hikâyenin gelişiminin takip edilemeyeceği düşüncesiyle buluşları yapan bilim insanlarının hayat hikâyeleriyle bağ kuruluyor. “Beyinler ve Diğer Bilgisayarlar” isimli ikinci bölümde insan beyninin de bir tür bilgisayar olduğu ve ne tür bir hikayesinin olduğu irdeleniyor.

“Yapay Zekânın Doğuşu” nu anlatan üçüncü bölümün ardından kitabın en ilgi çekici kısımları olan “Yapay Zekâ Neler Yapar, Nasıl Çalışır” ve “Yapay Zekânın Geleceği” bölümlerinde ise felsefi şu tür sorulara yanıt aranıyor:

  • AlphaGo, dünya go şampiyonunu nasıl yendi?[3]
  • Bilgisayar buluş yapabilir mi?
  • Bilgisayarlar avukatlık yapabilir mi?
  • Yapay zekâ doktorluk yapar mı?
  • Robotlar âşık olabilir mi?
  • Robotlar askere alınsın mı?
  • Yapay zekâ dünyayı ele geçirip hepimizi yok edecek mi?

Sıralanan soruların cevabının sadece evet ya da hayır düzeyine indirgenmediği, nasıl yapılabileceğine ya da nasıl yapılamayacağına odaklanan bölümlerin özünde ise her işin bir teorisinin bir de pratiğinin olduğu vurgulanıyor. Yazar, robot cerrahların (insan kumandasındaki) kesme işlemlerini doktor elinden daha düzgün yapabileceği kanaatindeyken, cerrahinin yapay zekâya tamamen devredilmesine daha uzun zaman olduğunu düşünüyor. Süreci tümüyle emanet edebilecek bir yapay zekâyı ufukta görmemesinin nedenini hastanın elini tutarak bilgilendirme gibi insan dokunuşuna dayalı davranışlara duyulan ihtiyaçlara bağlıyor. Bu noktada teknolojinin sonuçlarının iyi veya kötü olarak nitelendirilebilmesi için sürecin işleyişine odaklanmak gerekiyor.

Günümüzde doğaları gereği ‘sınıflandırma’ içeren (çok sayıda iş başvurusunun büyük kısmını eleyerek mülakata çağırılacak olanları veya şartlı tahliye için başvuran hükümlülerden tekrar suç işlemeyecek gibi görünenleri seçme, okulları, restoranları ya da başka işyerlerini belli bir “kalite” sıralamasına sokma, vb.) birçok karar, yerini yapay öğrenme ürünü algoritmalara bırakıyor. Çoğu durumda bu süreçlere insanlara özgü rüşvet, kayırma, tarafgirlik gibi kötü huylarının olmadığı düşünülen bilgisayarların dâhil edilmesi olumlu bir gelişme olarak görülüyor. Bu sistemler nasıl karar vereceğini nereden öğreniyor? Önceki yıllarda insanlar tarafından verilmiş kararlardan. Peki ya o insanlar o kararlara tarafgirlik bulaştırdıysa?”

Bilgisayarların taklit edebilen özelliğine vurgu yapıldığında, insanların gerçekleştirdiği eylemlerin bilgisayarlar tarafından gerçekleştirilebilmesi de mümkün gözüküyor. Fakat, asıl sorun teşkil eden nokta ise eylemlerin gerçek hayatta süregeldiği gibi devamında. Microsoft şirketinin 23 Mart 2016’da Twitter üzerinden piyasaya sürülen Tay[4] ismi verilen sohbet botu denemesinde olduğu gibi. Karşılıklı sohbet başlatan kişilerin tweetlerinden öğrendiği üzere ırkçı ve cinsiyetçi dil kullanmaya başlayan Tay, 24 saat içerisinde pasif konuma alınmıştır. Gelecek ile ilgili yapay zekâ çalışmaları için güzellemelere dayalı ya da felaket senaryolarını içeren tahminler sıkça yapılıyor.

Bazıları için bilim kurgu filmlerindeki gibi kontrol mekanizması sağlayan robotların ortaya çıkma ihtimali var. Bazılarına göre ise, robotların insanların hizmetine dayalı olarak düzen değişikliğine neden olacak. İşte tam da bu noktada yapay zekâ insanların yapıp ettiklerinin yerini alabilir mi sorusunun ters okuması yapılarak şu sorunun cevabı aranmalıdır: Yapay zekâya dayalı olarak üretilen buluşlar insanların önyargılarına, eşitsizliğine, adaletsizliğine dayalı deneyimlerinin taklidi ile devam ettiğinde dünya nasıl bir hal alacaktır?

 

[1] https://www.bbc.com/turkce/haberler-46138326

[2] https://www.youtube.com/watch?v=827uGydCnJU

[3] https://www.ntv.com.tr/teknoloji/yapay-zeka-alphago-cinli-sampiyonu-yendi,Cdrygo_dBUe5CSzJrFzQvA

[4] https://listelist.com/microsoft-yapay-zeka/

Yazı Etiketleri
, , ,
Bu Yazıyı Kaleme Alan
Diğer Yazıları Tuğçe Esin Pınarbaşı

İlk Merhaba…

Merhaba sevgili yol arkadaşım, Uzun bir yol olmasını dilediğimiz serüvenimizin ilk seferini...
Daha Fazla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir